İnat ile naz bir gece,
sevdaya saldırdılar.
Yedi yerinden vurup,
sevdayı öldürdüler.
Cenaze namazını,
gurura kıldırdılar.
Simsiyah bir gecede,
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




ÇOK GÜZEL BİR HİKAYEYİ ŞİİRLEŞTİREN YÜREĞİ KUTLUYORUM .SAYGILARIMI SUNUYORUM.EROL SAGUN.
Güzel şiir, kutluyorum..
-Sevdanın Ölümü
İnat ile naz bir gece,
sevdaya saldırdılar.
Yedi yerinden vurup,
sevdayı öldürdüler.
Cenaze namazını,
gurura kıldırdılar.
Simsiyah bir gecede,
sarıp siyah kefene,
sevdayı kaldırdılar……………
Adam elinde kazma,
derin bir çukur kazdı.
Kadın mezar taşına,
bu sevda öldü yazdı.
Bir granit taş bulup,
üstüne kapadılar.
Dönüp arkalarını,
sevdayı terk ettiler….
………………………..
……………………….
Ve bir gün adam gelip,
ağladı mezarında.
Gözyaşları sevdanın,
kemiğine işledi.
O an canlandı sevda.
Granit taşın üstünde,
simsiyah bir gül açtı
Simsiyah gül sevdanın,
kara giymiş aslıdır.
Nazın, inadın,gururun,
yaptığından yaslıdır.
yÜREĞİNİZ KALEMİNİZ DURMASIN.
„ ölüm diye bir sey yok bu ummanda
Umutsuzlukda yok, hüzünde, kaygi da
Bu umman sonsuz ask ve sevgi dolu
Iyiligin, cömertligin ummani bu” (mevlana)
naz, inat ve gurur sevdanin cellatidir... mükemmel dile getirilmis... tebrik ediyorum...
saygilarimla
yüreğinize sağlık.kutlarım.
ÇOK GÜZEL BİR ŞİİR OLMUŞ SİZİ KUTLARIM DOST. KALEMİNİZ DAİM OLSUN. BİLAL ESEN.
Ve bir gün adam gelip,
Ağladı mezarında.
Gözyaşları sevdanın,
Kemiğine işledi.
O an canlandı sevda.
Granit taşın üstünde,
Simsiyah bir gül açtı
Simsiyah gül sevdanın,
Kara giymiş aslıdır.
Nazın, inadın,gururun,
Yaptığından yaslıdır.
……………………………..
…………………………….
Sevenler şimdi onu ziyaret ediyorlar.
Adına, adına da karasevda diyorlar.
MUHTEŞEMSİN BE ÜSTAD
TEBRİKLER
TABİ Kİ TAM PUANLA BİRLİKTE
SAYGIMLA
inada gurura ve toplumsal baskılara yenik düşen sevdaya güzel ve değişik bir betimlemeyle hayat vermişsizniz dizelerinizde,...kaleminize, emeğinize
ve dizelere gönderen yüreğinize,... saygı ve sevgiler,... Neriman Zevkliler
Adam elinde kazma,
Derin bir çukur kazdı.
Kadın mezar taşına,
Bu sevda öldü yazdı.
Bir granit taş bulup,
Üstüne kapadılar.
Dönüp arkalarını,
Sevdayı terk ettiler..
Ne kadar sevgide gurur olmaz desekte yapıveririz elimizde olmadan..Zira o zaman aklımızın değil duygularımızın esiriyizdir..Ondandır acıların kölesi olmamız..Yine de ben kendi adıma gurur yapmam, kalbimde beslediğim duygunun adı onurdur her zaman..
Sevgilerimle
Sevgilerimle
Günümüzde inat,naz ve gurur yüzünden ne kalpler kırılıyor,ne sevdalar öldürülüyor...
Çok güzeldi yüreğine sağlık...
Kutluyorum...
Saygılarımla...
Bu şiir ile ilgili 40 tane yorum bulunmakta