Hazan hüzne gebedir, bahar ettik kışları
Gerdik aşkın yayını, hedefe ramak kaldı
Hicranın çeşmesinde sel oldu gözyaşları
Senden bana yadigâr saçlarımda ak kaldı
Şimdi bir tam etmiyor bizdeki iki yarı
Sen düştün bal derdine, öldü petekte arı
İçimdeki âhları kül etti hasret nârı
Zemin kaydı altımdan; baş gitti, ayak kaldı
Akrep kustu zehrini, yüzyıllar bir ân oldu
Göğerdi pişmanlıklar, ömrümüz talan oldu
Derdest oldu hakikat, ne varsa yalan oldu
Göçtü var'ın kervanı bana senden yok kaldı
Ateşten gömlek sevda, giymek de atmak da zor
Gönül ufuklarından doğmak da batmak da zor
Aşkın panzehirini biçâre tatmak da zor
Duyusunu yitirmiş bir sağır kulak kaldı
Beni çekti dibine o uçurum gözlerin
Kor ateşten farksızdır cana batan sözlerin
Gam kasrına götürür kesik kesik izlerin
Menzile varmak için sade bir durak kaldı
Köz köz oldu ciğerim, yüreğim is bağladı
Bir yanım güledursun, öbür yanım ağladı
Hicranın kor ateşi yüreğimi dağladı
Ustalık neyimize; gönlüm hep çırak kaldı
Kim bütünleyebilir kırık dökük düşleri?
Denizlerden mi çaldın masmavi gülüşleri?
Nedense bizi bulur kalbin müşkül işleri
Boynunu büktü güller, bahçeler kurak kaldı
Bir ömür koşadurdum bir safi aşk peşinde
Hayallerin gemisi yüzer sevda düşünde
Bu dünya gurbetinde herkes kendi işinde
Terk etti sözde dostlar, yanımda bir Hak kaldı
Göklerin sofrasında aşk düştü payımıza
Efkârdan taşan sırrı dem ettik çayımıza
Gam, kasavet boy attı; yetişti boyumuza
Talan olan şiirden bir yarım uyak kaldı
Kayıt Tarihi : 30.04.2026 23:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!