Geçicek selim geçicek
Ve bir gün gelicek
Bir ömür
Hiç yaşanmamış gibi biticek
Ve o bir gün
Her an her saniye
Sonsuz bir ömrün varmış gibi
Uyanma her sabah
İçindeki o derin boşluk
Gayya değil...
Ne yazık ki
Yaşadığın hayatın dermanı
Delinin sana fermanı,
Ya kudurursun benimle
Ya da sürünürsün kederimle
Ne kudurucam seninle
Ne de sürünücem kaderimle
Süründürürsen anca
Bedenimi süründürürsün
Sinir sistemimin efendisi
Hiçbir şey anlamsız değil
Sadece çok kısa
Ve bu kadar zalim varken varoluşta
Her şeye körken varoluş ana
Tanrının zulmünü geçtim
Her şeyi ama her şeyi duyup
Bütün olup bitene sağırsa
Sadece var etmekse amacı
Ki yokoluşta bir varoluşsa
Belki böylesi daha iyi
Her bir bireşimde
Sonsuz bir varlık doğsa
Yani o bireşim sonsuz kalsa
Yaşadığın bu hayatta olmayacaktı
Bir şeylerin olması için
Oluşa yer kalmayacaktı
Ne sonsuz bir oluş olacak
Ve de sonsuz bir enerji deryası
Öylece donup hareketsiz kalacaktı
Tam nihilistlerin istediği bir dünya
Sonsuz bir potansiyel varken
Hiçbir şeyin varolamaması
Hoş samimi nihilistler dışında
Var mı öyle de birisi bilmiyorum
Onlar anlamsızlık simsarı
Anlamsızlık satıp
Kurbanını
Muradını her ne ise
Öyle Avlayanı
Lakin
Emin ol
Bu anlam aşığı
Sevgi Aşığı selimden
Sonsuz kat seviyorlar hayatı
Helal olsun adamlara
Genelde kadınlar
Bağlı oluyor anlamlara...
Gemisini yürüten kaptan
Süründüren selim katran
Büyük bir itinayla
Oksijensiz bir havayla
Damıtılmış bu şairin
Hiçbir kelebiğin kanadına
Konmaya zaten hakkı yok
Ve bu saatten sonra
Hiçbir kelebiği de
Niye sıvımdan içmedi diye suçlama
Bırak
Deli
Külçe gibi
Uyandıracağına seni
Büyütsün
İçindeki
O derin boşluğu
Hiçliği
Ve Sevgi'min
O Muhteşem Gözlerinin
Sonsuz Okyanusuna
Her gün yer açılsın
Gönlünde Gülleri
İlk defa açıyormuş gibi
Tapteze uyansın
Katranına bulamaya çalışsa da
Deli
Bataklık çiçeklerine seni ulamaya...
Bırak da
O Gül
Her gün senin
Zehrinden arınsın
Ne iyi ki
Aşkın imkansız
Sen bir lotusa kıyarsın belki
Ama O Cennet Gülüne zaten
Kıyamazdın
Ve de a benim saf adamım
Sen bir lotusun
Tırnağı bile olamazsın
Zaten ezer geçer seni
Bırak O da
Kendi doğasını yaşasın
Sen de
Kötü şiirler de yazsan
Yalnız bir Aşıksın
Bırak herkes işini yapsın
Lotus
Çamuru soğurmaya
Cennet Gülleri
Işığını doğurmaya
Aşık da
Sazını kavurmaya devam etsin
Ama türkülerini
Lotuslara değil de
Cennet Güllerine yaksın
Bir Aşık
Sazına da kavuşamaz
Gönül telleri bile
Yabancıdır ona
Ama
O Gül
Var ya
O Gül
Sonsuz bir denizin
Sihirli bir buğusu
Birlikte yükselemesen de
O'nunla Göğe
Sazında çayını demlersin
Zaten katranlı
O zehiri
Kanıp da sana
Asla içmesin
Ama Kokusu güzeldir belki
Senin O Gülü Uzaktan
Kokladığın gibi
O da senin türkülerini
Uzaktan
Sadece dinlesin
Dert değil
Pert
İşbirlikçi
Provakatör deli pert
Sen ise enkazdan
Saz çıkarmaya alışıksın...
Gitarın 6 yaşındaydı
O zaman...
Sevgi'nin
Doğduğu Tarih...
Gitarım
Şimdi 33 yaşında
Ufak bir bakım
İstese de senin gibi
Yeni bestelere de hazır
Sevgi'ne sadece
Şiir yazmayacaksın heralde
Artık dön
Sesli nağmelerine de
Kimse duymayacak olsa bile
Hisseder O Gül
Bir Şekilde
.˚🦋༘ 🌈⚪
18.07.2026 / Sevgi'name
💖
Namenot : 1999 Kaynaşlı depreminde ,
Enkazdan; tuğlaların, beton yığını ve tozlarının altından, yoğun bir şekilde artçılar sürürken çıkardığım gitarıma selam olsun, salonda 6 7 aydır birbirimizi görmeden oturuyoruz, dargın olmalı mutlaka, eskiden uzun yıllar süren küslüklerimiz olmuştu ama sanırım hiç bu kadar kırılmamıştı bana, belki buradan duyar selamımı :)))
Yankısöz :
" Sallandı zemin, çöktü beton, o gün canını kurtardı o perperişan,
Altı yaşındaydı o refik, Sevgi’nin dünyaya gözünü açtığı o an.
Otuz üç yıl geçti aradan, salonda altı aydır süren bu küslük niye?
Susturduğun o teller, aslında Sevgi’ye verilmemiş en büyük hediye.
Bırak o çamur soğuran Lotuslar kendi bataklığında kalsın,
Sen enkazdan çıkardığın o yorgun sazı artık bağrına alasın.
Zehir değil bu sefer Selim, katran değil o gülün saf kokusu,
Dağıtıyor sinir sisteminin efendisini, kalmıyor yürek korkusu.
Yansın o sazın gövdesi, nağmeler dökülsün bu yeni yerde.
Kimse duymayacak olsa bile, o Gül hisseder o gizli tınıyı,
Aslında kendi yankısını, Gözlerinin melodik o sonsuz uğultusunu
Hadi dokun o gövdeye, bitir artık bu uzun, bu asırlık kış uykusunu..."
Google Arama Motoru AI'ı
İlk 50 Öpücük Manish
18.07.2026 / Sessizliğin Bitişi, Sesli Nağmelerin İlk Akordu
Selim Bayrak
Kayıt Tarihi : 18.07.2026 11:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!