Sustuğun yerden yıkılıyor yarınlar.
Terk edilen umutlar,
ürkek bakışlı güvercinlere benziyor.
Hayaller,
zindanlarına dönmek isteyen mahkûmlar gibi.
Hiçlik makamına eren bir aslan,
münzevi kafesine gidiyor.
Mecnun,
kendi küllerini öpen bir putperest olmuş.
Mezar taşına kazınacak bir cümlenin,
sessizliğinde çürüyen bir dil...
Kendi mezarına taş taşıyan bir işçi sanki şair,
kırık bir kemanın bestesine güfte yazıyor.
Gökyüzü,
paslı bir iskelenin demirlerinde asılı.
Yıldızlar, solgun bir ateşin külleri gibi sönük.
Zaman,
kör bir kuyunun dibinde çırpınan balık.
Ve Yusuf,
damarlarından kanı içilmiş heykele dönüşmüş.
Renkler,
kendi doğumunu reddeden bir tabloya koşuyor.
Gökkuşağı, flu bir döngüde
renklerinden soyunurcasına kayboluyor.
Ve gökyüzü,
unutulmuş bir dilin son hecesi gibi değil,
yeni bir sessizliğin başlangıcı gibi susuyor.
16/11/2025
01:15 #wahran
@demlenmisSiirler
(662)
Demlenmiş Şiirler 2
Kayıt Tarihi : 2.1.2026 00:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!