Sessizce süzülür, kimsesiz bir gölge gibi,
Karanlık gölgesi, sanki bir kuyu dibi.
Herkes ondan kaçar, sanki günahın o sahibi,
Oysa o da bir sevgiye muhtaç, her çocuk gibi.
Görünmeyen elleri titrer bir cana değerken,
Boynunu büker, rüzgâr dalları eğerken.
Güneş sönüp de akşam ufuktan giderken,
Ağlar kendi kaderine, vakit çok erkenken.
Bir bebeğin bakışında bulur kendi sızısını,
Okşar usulca o masumun alın yazısını.
Duyar kalbinde veda anının en acısını,
Susturur dünyanın o bitmeyen sancısını.
Korkulan o orağı, aslında bir sığınaktır,
Soğuk sanılan nefes, yorgun ruhlara duraktır.
Ölümün kalbi aslında sütten daha da aktır,
Hasret kaldığı tek şey, sıcak bir kucaktır.
Dokunduğu her varlık derin bir huzura dalar,
O dokundukça içine bir yetimlik dolar.
Bütün çiçekler onun geçtiği yerde solar,
Ölüm kendi yalnızlığında sessizce ağlar.
Azrail o masum bebeğe başını uzatır,
Korkuyu mazi yapıp, bir teselli yaratır.
Bir anlık şefkat, ona bin asrı hatırlatır,
Ölümün soğuk yüzünü merhametle parlatır.
Ne bir alkış bekler o, ne de bir teşekkür,
Yalnızlığın içinde mahzun, öylece yürür.
Gözyaşları toprağa dökülürken şükür,
Kendi karanlığını sevgiyle nura bürür.
Siyahın ardındaki o gizli, saf hakikat,
Hayatın yorgunluğuna verilen son bir kat.
Ölümün de hakkıdır bu alemde bir rahat,
Onu sevmeyen gönüldedir asıl kabahat.
Parmaklarıyla sever bebeğin ipek tenini,
Bırakır o an görevini, ağır yeminini.
İçer şefkat pınarından en derin demini,
Huzurla doldurur ömrünün ıssız demini.
Garip Murat der ki; ecel sevgiye büründü,
Bakışın ardında asıl gerçeği göründü.
Ölüm bile o gün kendi kaderine dövündü,
Canı alan eller, duayla Hakka yöneldi.
Kayıt Tarihi : 28.04.2026 03:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!