Bu akşam,
Yine eski bir sandığı açtım;
Çatlak bir fotoğraf düştü yere.
Toz kalktı...
Sanki yıllar havalandı odanın içinde.
Parmak uçlarımda,
Kurumuş bir mürekkep izi gibi,
Sen kaldın.
Adın...
Dilimin en arkası,
Yanıyor hâlâ.
Gölgedeki şarkılar,
Sessizce çağırıyor beni.
Duymadığın cümleler,
İçimde dönüp duruyor.
Seni,
Söylemedim;
Söyleyemedim.
Her hece,
Boğazımda ince bir tel gibi gerili.
Hatırlıyor musun?
O dar sokağı,
Pencereye yaslanmış çiçekli perdemi,
Dizlerimde titreyen kahve fincanını,
Yutkunurken sakladığım o son "Gitme!"yi...
Şimdi aynı sokak,
Başka ayak izleri taşıyor;
Aynı pencere,
Başka yüzlere bakıyor.
Ben ise,
Aynı hatayı her gece tekrar ediyorum:
Seni affediyorum,
Kendimi affedemiyorum.
Bak;
İsmin dudaklarımdan dökülmüyor artık,
Ama suskunluğum,
Hâlâ "sen" diye atıyor içeride.
Zaman geçti,
Yara kabuk bağladı sandım;
Meğer,
Sadece yerini değiştirmiş acı:
Artık kalbimde değil,
Sesimde saklı.
Ahmet Gürkan
Ahmet GürkanKayıt Tarihi : 22.2.2026 21:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!