Ölüm eşyayı da soğutuyor
bedenle birlikte
Hiçbir şey ısıtmıyor
senden arda kalan bu evi
Sen gittin ya
giymem mavi gömleğini
Barışı Yaşamasına İzin Vermediler
Muharrem henüz altı yaşındaydı.Arnavutluk’tan Kosova’ya geri dönecek,ailesiyle barış dolu günlere ilk adımlarını atacaklardı.Ancak gözü dönmüş Sırp askerleri buna izin vermedi.Muharrem kurşun bombardımanı altında can verdi.Cenaze töreninde amcasının sevgisi tüm köyü gözyaşlarına boğdu.REUTERS
İnsan neyi kabul edebilir
birtanem
Senin gibi daha nicesin
Geri çevirmek mümkün değil
zamanı
Ama mümkün
Seni sevmem eskisi gibi
Seninle birlikte sonlanan
anıları
Sana aşık olmak acı veren hüzün,
Dünyaya ve aşka dönük her zaman bir yüzün,
Hanımeli kokan penceresinde bir kadın,
Islak sabahlarında seni bekler hergün...
Sokaklarında senden kalan coşkuyla bu şehir,
İpek kumaşlar ve
tınısı rüzgarın taşıdığı
aşk şarkılarının
Amber kokulu
Acem sarayları,
Ve dışarda aşk ile dile gelen
Sen gidersen
Kim bilir benim
Dünyanın bir ucunda yaşadığımı,
Geceleri uyanıp da
uykularımdan
sevgilimi aradığımı,
Ben
dokunduğu her yıldızı
solduran
şafak türküsüyüm
ondan heybem
sevda yüklü
Orçun’a
Kırık bir piyanoydu yüreği
Toplayamadı hiç bir zaman ne o parçaları
Ne de dokundurdu kimseyi kırıklara
Ben o kırık piyanonun başında
Yaşam nedir ki?
Karanlık çökünce tertemiz sevda,
Kilit sesinden sonra bitmeyen sevişme
Gün ağarırken de
Sevgilinin fotoğrafına düşen gölge
Elçin’e
Gün perisinin saçlarına dokunamadığı
Kız çocuğu
Yaşam ne çekip gitmektir büsbütün
Ne de kalmak onursuzca
Belki




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!