altın düşlerden
düşlüyorum bendimi
hüznün remziymiş kimliğim
hazan mevsiminin imgesiymiş sessizliğim
şuurun sesinde uçuyorum
ürkekliğin k ü n h ü n d e bocalıyorum
Bu çöl yangını tutuşur ilk heceyle
Saydam gecelerin perçemine asıldığı an
Tılsımını yitirmiş efsûnî kitabelere kanarken ben
Yontma kadim sahifenin yanmış köşesinde
Kırk-ikindi şafaktan doğarım yeni-baştan
çizgileri silinmiş karartı ayalarına toprağın,
I- (Gaybten bir ses geldi: Ebu Leheb'in iki eli kurusun...!)
Ayın yüzünü avuçladım
yakamozlar sessiz bir senfonide duaya durmuş
aşk serenatlarını münzevi bir uzlette aradım
tepemde kelepçeli düşünceler isyanda
İlk soluklarıydı sonbaharın
Çetrefil günlerin bir temmuzu
Odamda karşılarken akşam üstünü
Enginarlar yıkılıyordu içselliğimde
Akan utanmasıca göz yaşlarım
Birer şarapnel parçası
İlk soluklarıydı sonbaharın
Çetrefil günlerin bir temmuzu
Odamda karşılarken akşam üstünü
Enginarlar yıkılıyordu içselliğimde
Akan utanmasıca göz yaşlarım
Birer şarapnel parçası
Ve gecenin sessizliğinde
Sevgiliden dinlemek
Armegedon öykülerini…
Ve rüyada görmek
Kayıp kentin prensesini
Uyuyan güzeli ve güzelliği
Ellerimde kan damlaları ve nasır
Sonsuza sarkan savaşlardan çıkageldim
Gökyüzüne sinen ateş alevlerinden geçerken
İntifadalara katıldım genç, asîl kızlar için..
Günbatımı vakti bozkırlardan geçtim
Mayınlara inat, hayata veda yoluna koyuldum.
say ki,
hiç yazılmamış ve hiç okunmamış bu harfleri
kalemin anımsaması güç olsun say
sen uzak dur geceden gelen karanlığa..
hep siyâmî bir naz sarsın ruhunu
ayak izlerin karşılasın toprağı,
Sende Gizli Bir Yanım.....
“Bendeki benliğim benim değil ki, senin olayım...! ”
Durma ak içimde
deli dolu bir sel gibi..
Bir ayet... sabahın yırtılan ağlarından kuytu bir tansık
doğmadan da takılır, kızıllığına şafağın siyâmi edâyla
yağmur yağar pencereme, güneş içindedir gözlerimin...
gözlerimi kamaştırır, nâif sızımsı kelebek kanadından
kadim tarihten kalma, futursuz yansıma kırık ışıklar..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!