Oturdum taşlar üstüne.
Üsküdar sahilinde.
Karşımda Kız kulesi.
Bir kağıt elimde.
Yazıyorum seni.
İstanbul rüzgarı içimde.
İçime sinmiyor bu gidiş,
Geniş omuzlarım aldı yükünü,
Ben öğrendim kendimi,
Ağlamak yok azcık dertli,
Vur heybemi yüküm bir mendil sanki... *
Sen sanma unutmam seni,
Gözlerim hayatın dar vaktinde,
İçimin kanayan tabibi yoksa,
Melhem kendime sar, acı gönül acısı,
Gözlerim artık akmayan gözyaşları ile dolu...
*
İnan geçecek zor olsa da,
Her yanın örülü dört duvarsa.
Gönül içinde hapis kalmışsa.
Sakın ağlama gönül yerderde.
Bırak tırmalama.
Emin değilsen kendinden.
Boş ver......
Ama yüzün yüzümü unutmuş,
Kırıkların içinde bir hatıra kalmış,
Belki ben büyük yalancı,
Sonsuz bir dilek dua belkide,
Bitti, bitti...
Seni unutmak olmadı, olmuyor yürek yarası,
Caka satar her adımla,
Yürüyüşüyle rüzgar bırakır arkasında,
Bilmeyen bilmez ağırlığını da.
Siyah pantolon, o biçim fiyaka.
Ayağında sivri burun kundura,
Adımları yankılanır boş sokakta.
Herkesin içinde bir acı vardır,
Ya çocuklukdan kalma,
Ya gençlik başında duman olduğu zamandan,
Ya da tam olduğum adam,
Adam gibi olduğu zaman.
Herkezin bir acıyan tarafı vardır,
Sessiz sedasız geçen günlerin ardından,
Bir kahkaha, bir mırıltı,
Gökyüzünden uzanan sessiz eller,
Semadan dökülen yürekler.
Hiçbirşeyin, olmaz dediğin günün pençesinden,
Ard arda beklediğin,
Bu sözler nerden çıktı?
Şimdi sen mi gidiyorsun ben mi?
Yüzüm kızarmış yine,
Belki geçmişteki ben yine.
Sözlerin en derin yerine.
Belki çıktığım şu sehere.
Ansızın gönlünden tuttum,
İçinde bir iz bırakmadım mı?
Sonu bu kadar çabuk muydu?
Bu aşk bende gizli içimde,
Hayaller bile gözümde çıkmaz sokakta işte...
*




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!