brfont face='Monotype Corsiva' font size='5 pt' color='blue'
img src='http://lightmillennium.org/21st_22nd/image/rosalind_x-files.jpg'
İnliyor her bir dağın ardında
Bazen
Bırakıp da gitmeyi bilmek gerek
Hâlâ varken sevgi.
Bazen
Veda etmeden,
Yaşanmışlıklara sığınırken
Acıyor ilmek ilmek gönlüm.
Bir adım atarken bugüne
Dünün yanlışları batıyor ayağıma;
'Toprak alsın dertlerimi.' dedim de düşündüm derin derin. Dayanabilir mi toprak? Sanırım dayanır. Yüzyıllardır nice gönlün dertlerine bağrını açan toprak, eritip de yok ederken bedenleri, gönüllerdeki dertleri sarı güllerle göstermedi mi gerisin geri dünyaya ya da günahları zakkumun renklerine bürüyüp de sunmadı mı insan denen varlığın gözü önüne; 'Hadi kokla koklayabilirsen.' dercesine.
Nice nur yüzlü, pırıl pırıl gönüllü insanlar da sarılmadılar mı toprağa sımsıkı? Ondan değil mi ki bu güllerin güzelliği?
Söyle bana ey dünya, nereye saklıyorsun güzelliklerini? Sır gibi sanki bu güzelliklere erişilme yolları.
Başka gönülleri koza içinde gibi koruyup kayıran ey insan! Nasıl bir yürek var o bedeninde ki bencilliğini yok ederek başkasının eline batan dikene ah edersin. Hiç mi haksızlığa uğramadın, hiç mi acıtan olmadı canını? Hadi söyle bana, siyaha bakarken nasıl gökkuşağının renklerini hissediyorsun, söyle! .. De bana: Bağrına saplanan bıçak, yaralarken bedenini, sen nasıl o bıçağı tutan el iflah olsun diye duaya durursun? Bu nasıl bir gönüldür?
Yağmur damlıyor yanaklarıma…Sen gülümsüyorsun yağmura, elleri duadaki çiftçinin ruhuyla. Oysa bak o, neler söylüyor ıslanan ayakları için.
Sen ki bir lokmayı yemeden önce düşünürsün 'İhtiyacı olan başkası var mı? ' diye. Nice insanlar –bırak helal lokmayı- haramı bölüşmek için sarılırlar gırtlak gırtlağa…
-“O mahiler ki deryada yaşar, deryayı bilmezler.”-
sevilen...ey sevilen...yetmedi mi ettiğin...kanlarına basa basa gezerken yüreğimin kumsallarında, ben artık senden umudu da kesmişken...elinde aşkın okuyla başka yüreklere diktiğin çiçeklerin rengini haykırarak...bak, vuslatını umduğum yarim var diye...yüreğimi bin kez kanatıp da...gözyaşımla alay ettiğin yetmedi mi...ben ki kendi yağıyla kavrulur misali, kıyılarda dolaşırken yüzüme çarpan dalgaların ferahlığını bile hissederken utanırım sevdama ihanet mi ediyorum derim...ve ey yar...sevgisizliğin bana mıymış derim sadece de...bir ah çekerim derinden....bak...bahar geçti, güz geçti..yapraklar renkten renge döndü...sen...yapraklar kadar olamadın...üç mevsim sonra aynı rengine dönerken hazan yaprakları, sen... yönünü bana bir daha döndürmedin...nasıl bir sevda salmışsın yüreğime ki ne senin izini siler, ne başka sevdalara yer açar...ah yar, gül yüzün solmasın...ah yar..umudun tükenmesin..güller eksilmesin ellerinden...mutluluğun daim olsun...ben mi...sonsuzlukta boşa saldım ruhumu...gider boylu boyunca gönlüm...gözlerim senden başkasına kapalı...kulaklarım sadece senin sesinle duyar evreni...ellerim seni hisseder yaprakların ayasında... seni anlamak...ne zormuş can özüm...seni sevmek ne kadar kolaydı oysa...kelimelerin ardına saklanan sevgiyi bulmak ne kolay olmuştu...şimdi...kelimelerine de hasretim sen gibi..gelme...yüreğinde yoksam...gelme..okuma şiirimi...dinleme rüzgarımda ağıdımı...yosunlara sarılan taş yüreğin duymasın çığlığımı....ben dağlara dayadım sırtımı...ondan gayrisine yoktur güvenim. sen...görmeyen gözün, duymayan kulağın ve bana dair yazmayan ellerinle uzak olasın dünya derdinden...sevgim seni korusun ey yar... sevgisizliğini sardım onulmaz yarama...gülleri resmettim yüzümde...sen görme içimdeki acımı...şimdi, hoş kal...seni hoş hallerinle göreyim...sadece...sadece...yüreğinde kim var...bilmeyeyim.
uzakların türküsü var dilimde can...seni söyler dilim..seni özler yüreğim..kara toprağa eş olan sevdaların yanına koydum yüreğimi..düştüm kaf dağından öteye...kocaman dalgaları aştım da şu minik ırmak korkuttu beni...yıkıl dedi sanki bana...yıkılmadım...verdiğin güçtü belki de beni ayakta tutan...sonra can, üstüm başım paramparça çıktım da o yangından acımadan kalbim... bir kibrit şulesi acıttı içimi…sevda ne büyük bir dağ ki şahin kanadıyla bile erişemem doruğuna…tam kondum derken kaybolurum sisler bulutunun içinde…ve bir de bakarım ki doruk çok uzakta…ben artık başımı aldım ellerimin arasına.. dedim ki sus yüreğim artık sus…ve giyin bembeyaz giysini…tut gideceğin yolu…bilirim ki sen ordasın…




-
Ercan Keskin
-
Selma Şengören
-
Kubra Aydemir
Tüm YorumlarAynı yaşam dönemi şairleriyiz ...lügatimiz aynı
Dilimiz kekrek her bakımdan şiirsel benzer oldugumuzu gördüm ilginç geldi bana belki de yanılıyorum.
S evgiye hasret canlara hayat verensin
E skimez dostluğun güneş gibisin
R aks eder renkler gökkuşağında
A mber kokulu diyarın sesisin
P embe güllere yumak olmuş gönlümdesin..
Değerli Dost ve Güzel İnsana..Şiirleri okunası güzellikte, Sevgi ve Saygımla..
serap hocam siirleriniz çok süper...
siz kendiniz de süpersiniz
en içten dileklerimle
sizi çok seviyorum...