Seninle olmak, yalnızca iki bedenin kavuşması değil, aynı zamanda varlığın kendi içinde bölünmüşlüğünü aşarak, kendi karşıtını bulan ve o karşıtla birleşerek hakikate yükselen bir bütünlük anıdır; çünkü dudaklarının kenarında duran küçücük bir tebessüm bile, benim için hem özlem hem doyum, hem eksiklik hem tamamlanma olarak aynı anda parlar.
Aşkımız, gündelik hayatın sıradanlığında gizlenmiş bir mutlak gibidir; bir yanda sofraya konan sıradan bir kadehteki şarap, öte yanda o şarabın benim dudaklarımda senin tenine dönüşmesiyle kazandığı derinlik, bana gösterir ki aşk, yalnızca duyusal bir taşkınlık değil, aynı zamanda tinin kendi sonsuz yolculuğunda bulduğu bir sığınaktır.
Saçların omzuma düştüğünde zaman bana direnmeye çalışır, fakat biz ona boyun eğmeyiz; çünkü ellerimizin birbirine değdiği o titreşimde, geçmiş, şimdi ve gelecek aynı anda çözülür ve aşk, kendi hakikatini yalnızca o bütünleşmiş anın sonsuz tekrarında gösterir.
Sevgilim bil ki tutkumuz, rastlantının ürünü değil, zorunluluğun ta kendisidir; çünkü ben senden ayrı olduğumda bile seni içimde taşır, sana kavuştuğumda ise seninle birlikte kendimi de bulurum.İşte bu yüzden, senin boynuna bıraktığım her öpücük, hem dünün hem yarının, hem ayrılığın hem kavuşmanın tek bir mutlak şimdiye dönüşmüş halidir.
Aşk
tümlüğe eksik zamanlara kucak;
kırka iki kala keşfim
bir dehliz, beynimin çıkmazında...
uzaktan bakan benim
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta