Söküp atamadım, çakıldın kaldın,
Ruhumun mülkünü zorla mı aldın?
Beni bu cinnetin içine saldın,
İliklerime dek sen doluyum ben.
Gırtlağımda hançer, her nefes acı,
Dinmiyor kalbimin dinmez ağrısı.
Sanki bir infazın son sarsıntısı,
Boğazıma kadar sen doluyum ben.
Seni istiyorum, ötesi yalan,
Varlığın ömrüme en büyük talan.
Geriye ne kaldı benden boş kalan?
Hücrelerimde tek sen doluyum ben.
Zehirli bir sarmaşık gibi sardın,
Yıktın duvarları, içime vardın.
Sen benim en büyük, en kanlı yârdın,
Damarımda akan sen doluyum ben.
Sert vurdu dalgalar, kırdı dümeni,
Gördüm o meçhulde çekip gideni.
Ben benden geçtim de, terk etmem seni,
Gözbebeğimde hep sen doluyum ben.
Kafesin içinde çırpınan kuşum,
Sana doğru koşan her zorlu yokuşum.
Zemheride kalmış sahte bir kışım,
Kemiklerimde hep sen doluyum ben.
Lütuf istemem bu, bir çarpışmadır,
Sessiz çığlıkların haykırışıdır.
Bu bendeki volkan, bir kaynayıştır,
Feryat figanımda sen doluyum ben.
Aklımın ipleri koptu kopacak,
Bu yangın dünyayı elbet yakacak.
Kim bu esaretten geri bakacak?
Zincirlerimde hep sen doluyum ben.
Ölümden öteye yol mu var sanki?
Senden başka yönüm yok inan ki.
Öyle bir hırsla, öyle bir kan ki,
Tırnağıma kadar sen doluyum ben.
Garip Murat der ki; bitti bu oyun,
Kaderin önünde eğmedim boyun.
İster mahkûm eyle, ister dar ağacı;
Mezarımda bile sen doluyum ben.
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 17:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!