Senı Düşlemek. Şiiri - Nurgül Ankara

Nurgül Ankara
90

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Senı Düşlemek.

Ömür dediğin, göğsümde sakladığım o eski mendilin kokusuymuş meğer,
Hasret ise tül perdenin ardından seyrettiğim o dilsiz, o kör karanlık...
Burada bulutlar bile senin kokunu getirmeden ağlamıyor toprağıma,
Aynaya düşen her çizgim, senin özleminin bıraktığı birer mühür gibi.
Seni düşlemek; kalbi kıyıya vurmuş bir sandalın sessiz bekleyişi,
Kendi nefesimin sesinde bile senin gizli fısıltılarını duymaya çalışmakmış.

Mesafeler büyüyor, eşyalar üzerime dikilmiş birer dilsiz şahit gibi,
Ocak sönük, ev buz; sensiz geçen her sabahta güneş bile bir hüzün rengi.
Tenimde bıraktığın o son vedanın esintisi ruhumu ayakta tutmasa,
İnan bu dipsiz sessizlik duvarları çoktan yutardı tüm umutlarımı.
Seni düşlemek; fırtınada kanadı kırılmış bir serçenin sığınak araması,
Zemherinin tam ortasında, hayaline sarılıp bir çiçek gibi açmaya inanmakmış.

Vakit, geçmek bilmeyen mühürlü bir kapı gibi kapanıyor üzerime,
Her şafak, yastığındaki o kimsesiz boşluğa dokunarak uyanmak bu ıssızlığa;
İçime çektiğim nefes değil de, boğazımda düğümlenen kor bir ateşmiş.
Evin her köşesinde ayak izlerin, her eşyada senin derin bakışın var,
Seni düşlemek; hayalini şefkatli bir anne gibi sarmalayıp bağrına basmak,
En zifiri efkârın içinde bile senin sesinle yeniden filizlenip uyanmakmış.

Biliyorum, biz bu hicrana mukaddes bir yarın uğruna evet dedik,
İki canı, iki ayrı diyara emanet edip yollara savurduk kendimizi.
Meğer yanılmışız; gurbet insanın sevdiğinden uzak düştüğü her yermiş,
Biz senden ötede, köklerinden sökülüp vazo hapsine hapsolmuş gülleriz.
Seni düşlemek; geçen yılların hesabını sadece sevdayla tutmak,
Her saniyeyi, sesini bir kez daha duyabilmek için feda etmekmiş.

Kavuş gel sevdiğim! Bu amansız ayrılığın belini kırıp gel,
Yolunu gözlediğim o kutlu mahşer günü kapı çaldığında;
Ruhumdaki bütün buzlar, senin bir tek tebessümünle eriyip gitsin.
Bu hasret yorgunu kadını, yeniden aşkının nurlu örtüsüyle sarmala.
Çünkü seni düşlemek; beklemekten öte, sende kaybolup kendini bulmak,
Kendi yalnızlığımdan, senin sevdanın tılsımıyla yeniden doğmakmış.

Şimdi bu evde akşamlar, isli bir kandil gibi titreyerek yanıyor,
Duvarlarda asılı duran saat, sanki vuslatı ertelemek için direniyor.
Hangi odaya girsem, hatıran koridorlarda bir gölge olup peşimden geliyor,
Yüreğimde dinmek bilmeyen o ağır, o sessiz, o bitmeyen yalnızlık şarkısı...
Seni düşlemek; susuz kalmış bir fidanın gökyüzüne açılan mahzun avucu,
Bir ömür boyu saklanan o en mukaddes emaneti şerefle taşımakmış.

Kelimeler tükeniyor artık, kalemim kağıdın beyazında sessizliğe büründü,
Mevsimler hep ayaz burada, kalbim her atışta senin adını zikrediyor.
Yastığımın kenarında, ellerinin değdiği o son dokunuşun izi duruyor ya;
İşte o küçük umut, dünyadaki tüm acıları bir anda kalbimden siliyor.
Seni düşlemek; boranların ortasında senin huzur dağına sığınmak,
Dizlerinin dibinde, hayatın tüm yükünden sıyrılıp huzurla uyumakmış.

Uzaklık dediğin sadece yolların uzunluğu değilmiş meğer,
Senin içinde olmadığın her an, kalbime saplanan bir kıymık gibi acıtıyor.
Ruhum bir kuş gibi havalanıp, her an senin omuzlarına, yüreğine konuyor,
Sensiz geçen her saniye, sanki yaşanmamış, ziyan edilmiş bir ömürdür.
Seni düşlemek; özgürlüğe susamış bir ruhun senin sevdana olan vefa borcu,
Aşkın o en yüce, o en masum burcunda nöbet tutmakmış.

Ne dağlar engel olur artık, ne de yolların o tozlu, yorgun çehresi,
Zira gönlümde senin silinmez mührün, kulağımda vuslatın o müjde sesi.
Sabrın en zarif meyvesiymiş meğer bu yakıcı ve zorlu ayrılık,
Sonunda kavuşmak varsa, elbet dağılır ufkumuzdaki bu ağır karanlık.
Seni düşlemek; mahşer meydanında bile senin gölgene huzurla sığınmak,
Ebediyete giden o yolda, ellerini bir an olsun bırakmadan yürümekmiş.

Nurgül Ankara
Kayıt Tarihi : 3.2.2026 01:51:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!