Sen,
kırılmanın neye benzediğini bilmediğin için
bu kadar duru bakıyorsun dünyaya.
İnsan bazı şeyleri öğrenince
gözleri değişir çünkü.
Bir daha hiçbir gökyüzüne
ilk kez bakıyormuş gibi bakamaz.
Ama sende hâlâ
incinmemiş bir sabahın sessizliği var.
Sanki kalbin,
felaket kelimesini hiç duymamış bir lisanla atıyor.
Ve ben bazen
senin yüzünde unutulmuş bir çağ görüyorum.
Kirlenmemiş.
Şüpheyle yoğrulmamış.
Kendini korumayı öğrenmemiş kadar saf.
Çünkü dünya
her ruhu aynı şekilde büyütmüyor.
Kimi, daha çocukken
içindeki baharı toprağa gömüyor.
Kimi de yıllarca
acıya uğramadan yaşayabiliyor.
Senin sesinde
henüz vedalarla çatlamamış bir tını var.
Bu yüzden bazı kelimeleri
anlamadan söylüyorsun.
Bazı sessizlikleri
yalnızca sessizlik sanıyorsun.
Oysa insan,
içinden bir şey eksilmeden olgunlaşmıyor.
Ve ben seni izlerken
şunu düşünüyorum bazen:
Bir ruhun en büyük saflığı,
karanlığı hiç tanımamış olması değil…
karanlığın varlığına ihtimal vermeyişidir.
Kayıt Tarihi : 15.05.2026 02:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!