Nereden başlamalı seni sevmeye?
Hızlı trenin raylarından mı?
Öksüz bıraktığın şehirlerden mi?
Makyajın gizleyemediği güzelliğin
Kim bilir ne kötülüklere gebe.
Ellerinin değdiği yerde olamam.
Gözlerinle,güzelliğine şahit kalabalıklar içinde ara bul beni
Kaldırım taşı gibiyim
Kimi zaman ayağına dokunmanın heyecanı
Kimi zaman 657’ye tabi memleket çocuklarına atılma utancı içindeyim.
Rant pazarında alınıp satılırken
Bir köşe başında durmuş.
Belki geçersin ve yine üstüme basarsın diye yüreğimi açtım insanlığa.
İnsanlık, kirpiğinin yüksek dolgulu maskarası.
Tıpkı aşkınla dile düşmüş çocuklar kadar haylaz.
Haziran akşamları gibi
Soğuktan üşümezsin de
Kırk ikindi yağmurlarındandır bir ferahlık duyarsın ya.
Anlatsam beni anlar mısın kaf dağında burnun ve ipekten teninle.
Ey benim felaketim!
Yasaklar ülkesinde korsan bir eylem kadar sahipsiz sevgilim.
Masumiyet kanatan yalanlarla, iyi niyetlerle kirlettiler seni.
Cennet cehennem arkasına gizlenmiş sanki
Nedense ufacık çocuklar ölüyor hep.
Ve ben utanılası ve hoyrat ve sin kaf aşklar biriktiriyorum.
Seni kimin gözlerinde görsem bu gün en çok onu seviyorum.
Keşke... gerçek olmayacak bir düş olsa yaşananlar.
Sen gelsen ve biz kaldığımız yerden devam etsek çocukluğumuza
Sen gelsen ve yeşerse sözlerim, seni buralarda tutmaya.
Ki sen kal diye.
Telefonunda saklanan gülüş.
Duyasın geldiğinde söylenecek şarkı.
Bilirsin hazzetmem kimsesiz kalmaktan.
Ama kimsesiz kaldığında kimsen.
Ve şahidin günah işlediğinde,
Sen kal diye…
Senin ellerine emanet hüzünlerim var.
Dokunsan dağılacak sanki.
Kayıt Tarihi : 25.8.2013 23:10:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!