Özgürlük güvercinleri dökülür tespih tanelerinden,
Sonsuzluğu yudumlarken hıra dağı boyunda adamlardan
İplere ilk merhaba diyen Hubeyb’ide an
Kuytularda kalmasın yaşadığın zaman,
Şimdi geçemiyoruz ırmakları diz boyu kan
Kuşlar yağmurları toplarken bir sabah avucumda
Şehrin putlarını kovaladım durdum kaybolan anılarda
Hiç değişmedi seccadem serdim suların üstüne,
Bin kartal başıyla yıldızlar çarparken hüznüme.
Gün silkeleyip üstünden denize atarken dağları
Hayatımız Şems’ten Mevlana’ya esen bir rüzgâr
Kadırgaları geçirirken bir iğne deliğinden kavgamız,
Mavi gökyüzünde Ebabil Sırat’a bakan gözlerimiz.
Kendi boynumu infaz ederken bir Ulubatlı hasan yalnızlığında
Korkaklığın yabancısıyım akrepler büyürken şehrin gözlerinde,
Eşkıyadır kendime uykularım akvaryumdan çıkmayan akıllarda
Duvarlara yolculuk alnımda çatlayan damarların kıyısından.
Sular uyandı, güneşi tartan terazilerde yürek Bayezıd- ı Bistam
Sonsuzluk mavi bir tülbent, ölüm gürül, gürül akan bir ırmak,
Cemre burcundayız muhabbet otağı düşmek istediğimiz yer
Aklın bükülmüş duvarlarından geçiyoruz Mansur adına.
Gökte uçan kuş kıskanır elbet burağı, ya üstündeki yolcu.
Var mıdır ondan avare dudak, gönülde başka ateş,
Heyhat, ondan ayrı kalmak maskaralıktır evvel ve ahir,
Yürüyoruz yol Muhammed’e ne varsa aşka dair.
18 EKİM 2007 İSTANBUL
Lütfi KireçciKayıt Tarihi : 11.11.2007 17:26:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (1)