Şemail.. Şiiri - Yusuf Aygun

Şemail..

ŞEMAİL’İ NEBİ VE HİLY’İ NEBİ

H.z. Peygamberin hayatını anlatan kitaplara SİYER’İ NEBİ, onun fiziki özelliklerini tepeden tırnağa anlatan kitaplara Şemail’i Nebi, tavır, hareket ve güzel ahlakını anlatan kitaplara da Hilyey’i Nebi adı verilir. Bazı şemail kitapları Resülüllahın hem ahlakını hem de fiziki özelliklerini konu edinmiştir. Bu tür kitaplarda H.z. Ali, Ayşe, Ebu Hureyre, Enes bin. Malik, Bera bin. Azib, Cabir bin Abdullah ve Abdullah bin. Abbas gibi peygamberimize yakın sahabelerden peygamberle ilgili bu konuda haberler aktarılır.

PEYGAMBERİMİZİN FİZİKİ ÖZELLİKLERİ (ŞEMAİL’İ NEBİ)

Peygamber efendimiz, uzuna yakın orta boylu, iri yapılı ve heybetli idi, ne zayıf nede şişmandı, karnı ve göğsü müsavi idi, şişman değildi, saçları kumraldı, saçlarını bazen keser bazen da uzatırdı, uzattığı zaman saçları kulak memesini geçerdi, geniş alınlı ve hilal kaşlı idi, gözleri siyah kirpikleri uzundu, burnu uzunca ve ortası biraz yüksekti, yanakları düzdü, dişleri oldukça beyaz, zarif ve araları açıktı, gür sakallı idi, bıyıklarının uzunluğu ve şekli kaşları kadardı, nurlu bir yüzü vardı, teni hafif kırmızılıkla karışık nurani bir beyazlıkta idi, omuzlarının arası geniş, kol ve bacakları normali aşmayan bir şekilde uzundu, el ve ayakları büyükçe idi, bütün organları birbirine uyumlu ve kusursuzdu, yürürken etrafına bakmadan önüne bakarak yokuş aşağı iner gibi dik ve hızlı yürürdü, sağa sola döndüğü zaman bütün vücuduyla döner idi, vefat ettiği zaman saçında ve sakalında yirmiden az beyaz kıl vardı.
Bakınız(Tirmizi Şemail, İbni Kesir Şemail’i Resül, Buhari Menakıp, Kadı Iyad Eş- Şifa)

PEYGAMBERİMİZİN AHLAKİ ÖZELLİKLERİ

‘Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin’
• Peygamberimiz temizliğe ve derli toplu olmaya çok önem verirdi, bıyığını kısaltır sakalını uzatırdı, yanında devamlı ayna ve tarak bulundurur, güzel kokular sürer geçtiği yollarda güzel kokusu fark edilirdi, soğan sarımsak gibi koku veren şeyleri yemekten kaçınır dişlerini sıkça misvakla fırçalardı, dağınıklığı şeytanın vasfı olarak nitelendirir ve ashabını bundan sakındırırdı, her Cuma günü namaz öncesi asgari yıkanır ve özel elbiseler giyinirdi.
• Her zaman güler yüzlü idi, gülmesi kahkaha şeklinde değil tebessüm şeklinde idi, feryat ederek ağlamaz sadece gözü yaşarırdı, kimi zaman merhametinden dolayı ölüye, kimi zaman akıbetinden dolayı endişe ettiğinden ümmeti için, kimi zaman Allahtan korktuğu için, kimi zamanda kuran dinlerken ağlardı.
• O emanet ehli idi, bu vasfı sadece inananlarca değil inanmayanlar tarafından da bilinir ve önemli emanetler kendisine teslim edilirdi. O’nun peygamber olmadan önceki lakabı Muhammed’ül Emin idi. Hicret ettiğinde onu öldürmeye gelenlerin emanetlerini kendilerine teslim etsin diye H.z. Ali’yi yerine bırakmış idi.
• Vefakâr bir insandı iyilikleri unutmazdı, iyilik edenlere fazlasıyla muamele ederdi, ölümünden sonra bile eşi Haticenin anısını unutmamış onun akrabalarına iyilikte bulunmuştur; yine kendisini emziren sütannesini annesi gibi anmış ve ona ve akrabalarına devamlı hediyeler vermiş; ikramda bulunmuştur; kendisini büyüten amcası ve yengesine evlendikten sonrada yardımcı olmuş ve yengesine ‘o benim annem gibidir demiştir’.
• Hastaları ziyarete önem verirdi, bunun Müslüman için bir görev olduğunu belirtirdi, o bulaşıcı hastalığı olmayan birini ziyaret ettiğinde elini tutar ona dua eder moral verirdi, o gayri Müslim hastaları da ziyaret ederdi, o hasta ziyaret etmeyi cennet bahçelerinde meyve devşirmeye benzetmiştir.
• Peygamberimiz kimseye dargın kalmaz, bir Müslüman’ın diğer Müslüman’a üç günden fazla dargın kalmasını helal görmezdi.
• O, bir şeyde muhayyer kalırsa günah olmadığı müddetçe kolay olanı seçer ve ashabın ada kolaylaştırmayı tavsiye ederdi.
• Peygamberimiz her türlü aşırılıktan kaçınır daima orta yolu izlerdi, merhametliydi ama merhameti zafiyete kaçıp adaletten şaşırmıyordu, çok cömertti, fakat savurgan ve müsrif değildi, ibadete önem veriyordu, fakat dünyayı da ihmal etmiyordu, çok bağışlayıcı idi, fakat taviz kar değildi, şefkatli ve yumuşak huylu idi, fakat gerektiğinde savaş meydanlarında tek başına ayakta şecaatle durabiliyordu, o itidal timsaliydi.
• Peygamberimiz sade ve düzgün giyinir, dağınıklıktan hoşlanmazdı, lüks ve israfı sevmezdi.
• Yatağına yatınca İhlâs ve muhavezeteyn sürelerini okur, avucuna üfler ve vücudunu sıvazlardı, yatarken genelde sağ tarafına döner. ‘ya rabbi senin isminle uyur ve uyanırım’ uyanınca da ‘Bizi uyuduktan sonra uyandıran, kendisine döneceğimiz Allah’a hamd olsun.’ Derdi.
• Peygamberimiz başta namaz olmak üzere ibadetlere çok ehemmiyet verir, gecenin bir kısmını uyku bir kısmını da ibadetle geçirirdi. Çokça nafile namaz kılar ve oruç tutardı.
• Kendi elinin emeğini yer, ümmetini ticarete ve ziraata teşvik ederdi, dilenmeyi ve asalaklığı ise şiddetle yasaklardı, Medine de ilk işi bir çarşı yeri kurdurmak oldu.
• İlmi çok önemser onun için ilk işlerinden biri mescidinin yanına bir mektep kurdurmak oldu. Buraya Ashab’u Süffe denilmiş ve sahabenin birçoğu burada değişik ilimler ve özellikle Kuran öğrenmiştir, ayrıca Medine de farklı okullarda kurulmuş ve tebliği farklı kabilelere götürecek sahabeye yabancı dil öğretilmiştir. Mesela Zeyt bin Sabit birçok dil bilir özellikle peygambere gelen mektuplara cevap yazardı. Süffe de aynı anda 400 öğrenci bulunur ve talebeler eğitimini tamamladıkça değişirdi.
• Peygamberimiz uyumlu ve kaynaştırıcı idi. Bir kusur gördüğünde incitmeden onu çözerdi. Kimseye hakaret etmez kusurundan dolayı azarlamaz ve hatasını yüzüne vurmazdı. Umuma hitap eder ve hataları umumi ifade ederdi.
• Herkese kendini sevdirir kimseyi kendinden soğutmazdı, ashabından birini görmeyince sorar durumunu öğrenirdi, herkes en çok kendinin sevildiğini hissederdi.
• Ümmetinin her türlü derdiyle ilgilenirdi, bazen bu konuda koşturmaktan yorgun düşer nafile ibadetlerini oturarak yapmak zorunda kalırdı.
• Evinde de uyumlu ve güler yüzlü idi, ev halkıyla şakalaşır ve gülerdi fakat onun şakaları hikmetli ve düşündürücü idi sulu ve bayağı değildi, hata varsa düzeltir hata şahsına karşı işlenmişse sabrederdi, çoğunlukla ev halkına yardımcı olur kendi işini kendi görürdü, yüksek sesle konuştuğu vaki olmamıştır.
• Yemek seçmez devamlı az yerdi. Yemekten önce ve sonra ellerini yıkar ve sıkça dişlerini fırçalardı, ashabını da dış bakımına ve misvaka teşvik ederdi.
• İnsanlar arasında ayrım yapmazdı, onun sohbetlerine erkekler gibi kadınlarda gelirdi, o kadınların mescitlere gelmesini ister ashabına hanımlarının mescide gelmelerini engellememelerini söylerdi, o kadınlara ayrıca bir gün ayırır onlarla sohbet eder, dertlerini dinlerdi, cahiliyenin kadınla ilgili bütün olumsuz fikirlerini o yıktı.
• O çocuklara ilgi gösterir, onlara selam verir, başlarını okşar, onlarla oynar, onları devesine bindirir, onları güldürür, onları güreştirir, onlara hediyeler verir, ilk çıkan meyveleri onlara ikram ettirir, özellikle yetim ve kimsesiz çocuklara özel ilgi gösterir, onların yetiştirilmesini kendisi özellikle takip ederdi, kız çocukların ve dul kadınların haklarının takipçisi olur ve onları korurdu.
• Gençlere özel ihtimam gösterir onlarla istişare eder ve çok önemli görevleri özellikle gençlere verirdi.
• Yaşlılara hürmet eder gayri Müslim dahi olsalar onlara saygı gösterilmesini emrederdi.
Geçinemeyecek durumda olanlara maaş bağlatır, özürlü olanları korurdu.
• Vaktini üçe böler, bir kısmını Allah’a ibadete, bir kısmını ailesine, bir kısmını da insanlara ayırırdı.
• Kimsenin sözünü kesmez, haksızlık yapanı ya susturur yâda oradan Selam der giderdi.
• O’nun toplantılarında kimsenin şerefiyle oynanmaz, kimsenin ayıbı anlatılmaz, özel durumu araştırılmaz, gıybeti edilmezdi.
• Peygamberimiz bir halk adamıydı, devamlı hastaları din ayrımı gözetmeden ziyaret eder, davetlere katılır, kendisini ziyarete gelenlere eliyle ikram eder hediye getirene daha güzeliyle mukabele ederdi.
• Çok cömert bir insandı, verebileceği bir şey varsa çekinmeden verirdi, veremediğinin kalbini hoş sözlerle alırdı, kimisine para verir, kimisini yedirir, kimisini giydirir, yanında hiçbir şey biriktirmezdi eline geçeni yoksullara dağıtırdı.
• Çok merhametli idi, şahsi kin beslemez, fakat haksızlığa müsaade etmezdi, kimseden intikam almak istemezdi, savaşlarda ise korkusuz bir kahramandı.
• Konuştuğu kişiye bütün vücut olarak yönünü çevirir, başka tarafa yönelerek kimseyle konuşmazdı, konuşurken kişiyi süzmez kişinin yüzüne bakardı.
• Konuşurken tane tane kelimelerin arasını açarak konuşur, bazen iyi anlaşılsın diye bir kelimeyi üç kez tekrar ederdi, az konuşur gerekmedikçe konuşmazdı, az kelimeyle öz konuşur sözlerinin başında ve sonunda Allah’ı anardı, muhatabının algı düzeyine göre konuşur, kişinin ihtiyacı nispetinde söz söylerdi. Birisi konuşunca susar sözü bitmeden lafa girmezdi.
• Arkadaşlarının duygularını paylaşır, onlar gülünce onlarla güler, onlar üzülünce onlarla birlikte üzülürdü.
• Yumuşak huylu idi, kaba ve kalp kırıcı değildi, mütevazi idi, kibir’i ve kibirlileri asla sevmez bunu azap sebebi sayardı, o bir topluluk içine girince kimsenin ayağa kalkmasına müsaade etmez, kimseyi yerinden kaldırmaz, yer seçmez, boş bulduğu yere otururdu.
• Selamlaşmaya çok önem verir, bunu Müslüman’ın birbirine hakkı ve ödevi sayardı.
• Peygamberimiz bir kişiyle tokalaşınca karşıdaki elini salmadan elini bırakmazdı, konuştuğu kişi ayrılmadan ona yüzünü dönmezdi.

YUSUF AYGÜN/İLAHİYATÇI

Yusuf Aygun
Kayıt Tarihi : 26.3.2008 19:41:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Yorumlarınız icin: imatadil@hotmail.com

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Yusuf Aygun