gerçek dost arar isen sarmaşık ol köşelerde bakma sür
git göster seni ona içinden halin tohum olup dirilsin vaktin
bitmez derdin yanar isen sen sen ol bucaklardan kokma gül
git üfle içine ona senin dilinden çamurun piş olup küllensin ateşin
dermiş ki!
uzun, ince bir gömü gerek benden!
yolun önü kutlu, sonu kişiden süzülüşü cisminin
dermiş ki!
ayrılıkta bile terk etmedi bizi yazdı şairliğin
boyladı her gün dar ağacından oyulmuş sehpamıza
uğrayıp yokladı sessizliğiyle hep sallanan sandalyemizi
sonunda bulaştırdı soluk rengini ay gibi yalnızlığımıza bizi
‘yürekten vur beni istersen ey yüreksiz’ der inatla altın saçlı Akhilleus
vermem sana Aga/memnun bu canda tutsak özgürlüğümün her bir teli
alır göğüs başını anaların yine çeker gider O güneş, bırak batsın bu sızı
bir avuç göze bir parmak yaş çalar eller, yine ıslaktır kurutamadığın gönül çölü
gel geçelim içinden günün
güneşin ışıkları hepimiz için henüz bir adalet iken
gel sen geçelim kendimizden
çölde yürüyen adımları mecnunun
hesapsız bir gün gibi bize ilk gelişin var ya
işte öyle düştün birden gökten içe
içimize içimize işledin sanki yine bugün
biliriz ne desek yine de haklı kalırsın mahkememizde
ne bilsek örtülü durur gizin
sen hiç yaprağın bakışını gördün mü umarsız koparıp
sen hiç yağmurun yağışını bildin mi duyarsız ıslanıp
sen hiç toprağın akışına sustun mu ölümsüz gömülüp
sen hiç küstün mü sebepsiz dağlara, tepelere, yarlara doğru!
gül bülbül dalında aldırma sen coş yine
gelir de gider o senden yine aldığı gibi kendini
de ki denizin dalgasıdır değen yüreğime anda
bir atar bin durur sahte kalptir bu de
durma geç sen üstünden geçer tenin
içine girince su gibi damla damla
yaşıyoruz bak bütünde bir çoğuz aslında
yüzüne düşünce ben avare kalıp
dalıyoruz bak seninle dipsiz çukura birden
dünkü yağmur bugün göl oluyor bitiyoruz
düştüysen göğün gözünden
serilmiş enin boyun toprağa
ayağa kaldırma tutup o eli
bil ki bu varlık senin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!