Kırk birdim vurulduğumda,
İçti beni bir yudumda...
Bu şekerin vücudumda,
Bozmadığı neresi var?
Bilimsel adı “Diyabet”,
Düşen, çıkan bir garabet...
Arayıp dursun tababet,
Sanmam köklü çaresi var.
Görülmemiş bunun tersi,
Babam da görmüş bu dersi,
Besbelli ki bizde ırsi,
Yedi kuşak kırası var.
Perhiz imiş ilk ilacı,
Hissettirmez fazla acı,
Alim, cahil, sarhoş, hacı,
Her bünyeyi sarası var.
Kalpten zayıf ses geliyor,
"Güm" değil de "tıs" geliyor,
Gözlerime sis geliyor,
Sanki “Tavuk Karası” var.
Kumral idim, sarı etti,
Tamam idim, yarı etti,
Bal vermeyen arı etti,
Böyle tuhaf yöresi var.
Mızrap geçmez tellerimden,
Kimse bilmez hallerimden,
Kan çekildi ellerimden,
Değişmeyen töresi var.
Gövdemi etti labirent,
Dolaşıyor kasaba, kent…
Kaçamıyor prof, doçent,
Tereciye teresi var.
Övündüğüm gücüm yitti,
Dizlerimde mecal bitti…
Üzüm gözlüm haber etti,
Böbreğini veresi var.
Yıldızı kaymış gecenin,
Tadı yok harfin, hecenin,
Söyle şeker, bu Cüce’nin,
Ne kadarcık süresi var?
Kayıt Tarihi : 25.1.2015 08:27:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!