Evrildi günler, devrildi aylar,
Yıllar kendi ekseninde yorgun bir semah...
Dön de bir bak maziye, o koca ömür;
Hangi rüzgârın önünde, nasıl savrulup sürdü?
Her sokağın çehresinde yılların mührü,
Adım adım aşınmış o kadim kaldırım taşları...
Viran evlerin, soluk hanların, dumanlı kahvehanelerin önünden;
Geçen geçene, bitmiyor dünya telaşı.
Kimi yerli bu yolların, kimi yabancı;
Sahi, mahallenin hafızasında kimler kaldı?
Arkasında derenin gümüşî şırıltısı,
Kıyısında çamların geceye yaslanan gölgesi...
Sokak lambasının titrek ışığında;
Sanki yarınların o uzak, aydınlık müjdesi.
Derede fısıltı, rüzgârda serin bir nefes,
Ayın parlaklığıyla yıkanıyor karanlık...
Gece, bağrına basıp uğurluyor gelen geçeni,
Sanki her sokakta, tek bir yolcu kalmış: O da ben.
Çökmüşüm diz üstü, koca bir şehrin ortasına,
Sineme vura vura, ellerim semada...
Kendi içimde bir yangın,
Sanki karanlığın kalbinde bir ateş yakmış gibi.
Kayıt Tarihi : 10.3.2026 22:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şiir orijinal hâliyle ai aracılığıyla derlendi




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!