Gönül bağım viran olmuş yatardı,
Dert üstüne bin bir dertler katardı.
Güneş doğmaz, her gün erken batardı,
Ufkumu şen eden o ışık sensin.
Nefsin sarayını yıktım da geldim,
Masiva bağını yaktım da geldim.
Benlik hırkasından çıktım da geldim,
Yolumu gözleyen o ışık sensin.
Arifler meclisi kurulsun cana,
Aşkın şerbetini verin insana.
Bakınca her yöne, her bir yana,
Cihana nur saçan o ışık sensin.
Kimi derya arar, derya içindedir,
Kimi Mevla arar, dünya içindedir.
Asıl sır, o sessiz rüya içindedir,
Uykuyu uyandıran o ışık sensin.
Elestü bezminden içtik şarabı,
Gönül terk eyledi her bir serabı.
Onardın sonunda yıkık harabı,
Mimarım, sultanım, o ışık sensin.
Musa’nın Tur’unda tecelli eden,
Ateşin içinde gül olup biten.
Ruhun kafesinden uçup da giden,
Kanadım, pervazım, o ışık sensin.
Kelam yetmez oldu, dilim lal benim,
Senden gayrı kime gider hal benim?
Sana kurban olsun bu can, mal benim,
Varlığı yok eden o ışık sensin.
Gündüz hayalimsin, gece düşümde,
Pişerim dert ile aşkın aşında.
Garip bir kuş gibi mezar taşında,
Ruhumu bekleyen o ışık sensin.
Cemalin nurudur ayları yakan,
Aşkındır içime sel gibi akan.
Kendi gözlerimden dışarı bakan,
Beni bende bulan o ışık sensin.
Aşık TURHAL der ki; dünya bir hanmış,
Ona gönül veren gaflete kanmış.
Gönül kandilimiz seninle yanmış,
Sönmeden parlayan o ışık sensin.
Kayıt Tarihi : 16.2.2026 22:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!