"Şehitlerin Efendisi Hazreti Hamza"
"Mekke sokakları dar geliyordu mazlumlara...
Peygamber taşlanırken, aslan yatağından doğruldu!
Ebu Cehil'in karşısına bir dağ gibi dikildi Hamza:
'Ben de Muhammed’in dinindeyim!
Sıkıysa, cesaretiniz varsa gelin benimle savaşın!' dedi.
O gün Mekke sustu, aslan kükredi!"
Mekke’den yükselen o şanlı feryat,
Hamza’nın gelişiyle değişti hayat.
Zalimler titredi, sustu tüm diller,
İmana sarıldı o güçlü eller.
Peygamber amcası, Hakk’ın gölgesi,
Kabe’de yankılanır aslanın sesi.
"Ben de O'ndanım" dediği o an,
Nura gark oldu sanki bu cihan.
Ey Hamza! Allah’ın şanlı aslanı,
Canıyla ödeyen o büyük şanı.
Uhud’da mızraklar gelse de sana,
Şehadet şerbeti helaldir cana.
Ya Hamza! Ya Seyyidü’ş-Şüheda!
Canımız yoluna olsun feda!
İki elinde kılıç, cenk meydanında,
Melekler saf tutmuş hemen yanında.
Vahşi’nin mızrağı uzaktan süzülür,
İslam’ın bağrına bir hüzün dizilir.
Mübarek naaşın kalsa da yerde,
Işığın derman olur her türlü derde.
Resul’ün gözyaşı mühründür senin,
Cennet bahçesidir artık meskenin.
Sözünde duranların şahıdır o!
Uhud’un yıkılmaz mahıdır o!
Hakk yolunda bir dev, bir koca yürek,
İslam binasına en güçlü direk!
Mekke’nin cesur yüreği, Uhud’un sönmez güneşi,
Seyyidü’ş-Şüheda... Şehitlerin Efendisi...
Adın kıyamete kadar baki kalsın.
Allahın aslanı Hamza...
Radıyallahu anh...
Kayıt Tarihi : 11.04.2026 12:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!