ŞEHİT ŞİİRLERİ

ŞEHİT ŞİİRLERİ

Fahri Işık

Yeniceden çıktım Tarsus'a vardım
Beg degirmeninde susadım kaldım
Düşe kalka berdan çayına daldım
Nakarat.
Yigidim aslanım şehit kerimim
Dinmiyor ağıdı kör gözlerimim
Dinmiyor ağıdı lâl dillerimin
..

Devamını Oku
Ahmet Zeytinci

Her ne kadar kalem kılıçtan keskin diyorlarsa da, o kalemin keskinliği yazılara yansıdı mı acı ve hüzünde verebiliyor, yazı yazan, bana ve benim gibi bir dolu insana. Son iki yüz yıldır dünya, daha bir fazla, savaş dolu, kan dolu, barut dolu, ölüm dolu bir yer oldu farkındaysanız. Önce insan ölüyor, peşine insanlık. Önce masum çocuklar, kadınlar ölüyor, peşine vicdan ve sağduyu. Vahşetin boyutları akıl almaz düzeyde neredeyse. İnsan kendi çocuklarına bile tokat atmaya kıyamaz iken, karıncaya bile basmamak için gayret edip, baharda dikkatli yürürken, bazıları tavuk keser gibi, kedi köpek öldürür gibi adam kesiyorlar, adam öldürüyorlar. İnsanlar, insanlara acımamak konusunda birbirleri ile adeta yarış yapıyorlar.


Şanlı bir tarihimiz olduğu bilinen bir gerçekse de acı dolu savaşlarımız, acı dolu yıllarımız, kaybettiğimiz topraklarımız ve uzak diyarlarda bıraktığımız bir dolu şehit vatan evladımız da var. 1854 Yılında Ruslar ile yapılan Kırım Savaşında Osmanlı Devleti tarihinde ilk kez dış borç ile tanışmıştır. Bu savaş İngiltere ve Fransa'nın biraz da Osmanlı Devletini doldurmasıyla başlamış, daha sonra her ne kadar Osmanlı Devletinin zaferi ile sonuçlanmışsa da, ileri ki zamanlarda adım adım Osmanlı Devletini gerileme ve yıkıma doğru götürecektir, devamında başımıza gelecek irili ufaklı savaşlar ile birlikte. Çok masraflı olan bu savaşı yürütebilmek için Osmanlı Devleti ödeme gücünün çok üstünde bir dış borç gereksinmesi duymuştur.


''Tarih milletlerin tarlasıdır. Her toplum geçmişte ne ekmişse, gelecekte onu biçer.'' der ünlü Fransız düşünür Voltaire... Tabi ki tarihe her millet önce kendi bakış açısından göz gezdirecek, kazandığı başarıları ile gurur duyacak, başarısızlıklarını da mümkün mertebe hatırlamamak ve ders çıkarmak niyeti ile aklının, toplumsal hafızasının bir yerlerinde saklı tutacaktır. Bazen acı verecektir ülkelerin tarihi insanlara, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan benzer olaylar ile birlikte...
..

Devamını Oku
İhsan Hasan Kaya

Güvenlik güçleri güvenliğimiz için var.
Güzel yurdumuz güvenlidir sayenizde.
Yurda sinmeye çalışan çakalları kovar.
Vatan sevdası eksik olmaz ki sinenizde.

Düşmanlarla çevrili olsa da her yanımız
Sayenizde gururla dalgalanır bayrağımız.
..

Devamını Oku
Yusuf Tuna

Şehit anası oğlu Hüseyin'e şu vasiyeti etti,
Bunun üzerine oğlu silahı alıp savaşa gitti.

Oğlum Hüseyin dayın Rusya'da şehit oldu,
Baban Balkan, kardeşin Maraş harbinde öldü.

Hüseyin bak! Son yungam sensin benim,
..

Devamını Oku
Remzi Timar

O yırtık resmine gururla baktım
Titredi yüreğim yandı Memedim
Maniler söyledim ağıtlar yaktım
Titredi yüreğim yandı Memedim

Dediler ki dostun dün şehit oldu
İnan taş kesildim gözlerim doldu
..

Devamını Oku
Tufan Kopuzoğlu

Nasıl bir ülke yurdum, çözmek hiç mümkün değil,
Hrant Dink öldü diye, Hrant Dink oldu herkes,
Aydın geçinen kesim, bu konuya müdahil,
Sanki biz öldük de başımızda bekler kerkes.(*)

Mehmetçik şehit oldu, kimse olmadı Mehmet,
Hrant a ağlayanlar, susun artık bir zahmet.
..

Devamını Oku
Ahmet Sanlav

Er kesikbaşım göndermistik seni askere
Dualar etmiştik teskere alasın diye
Şehit olduğun haberi geldi eskile
Cennet’i aladır yerin hemde baş köşe

Davul zurna eşliğinde şan ve şerefle
Uğurlamış idik seni o kutsal yere
..

Devamını Oku
Kerim Baydak

Bitecek Elbet (Terör)




Şehitler ölmez, vatan bölünmez derler.
Hergün rakı içer şiş kebap bal kaymak yerler.
..

Devamını Oku
Hacı Öztürk

İmralı'da kuruldu adalet terazisi,
Kır kalemi ver idamı savcı bey,,!
Avrupaymış ne ırgalar ki bizi,,
Kır kalemi ver idamı savcı bey,,!

Otuz bin kişinin katili özür diliyor,
Sinsi sinsi gülüpte affederler mi diyor,
..

Devamını Oku
Ilyas Sener

CEPEDEN MEKTUP VAR

Canım anam belki de bu sana son mektubum
Bu mektubu sana kurşunların, yağmur gibi yağdığı cepheden yazıyorum
Az önce bir arkadaşım şehit oldu kollarımda.
Ölmeden önce selam söyle anneme, Sakın ağlamasın vatan sağ olsun dedi.
Annemde bilir ya şehitler ölmez, Sakın çocuklarım boynu bükük ağlamasınlar.
..

Devamını Oku
Ender Akyüz

Korkmadım m.akif ersoy korkmadım
İnmedim göklerden hep dalgalandım
Ben türk milletine emanet ettiğn
şehit kanıyla süslü yıldızla parladım

Kahraman ırkına çehremi çatmadım
Söz verdim seni hiç aldatmadım
..

Devamını Oku
Samettin Şenkaya

Nice şehit verdik “Gabar Dağı’nda”
Hepsi de hayatının baharında
Daha on sekiz, on dokuz yaşında
Gabar dağları; yiğitler diyarı
Mehmetçik orada destanlar yazdı.

Toprağı; şehit kanı vatan eder
..

Devamını Oku
Refik Kutlu Kul Refikî



Şehit Osman

Duydun mu gardaş asker Osman ı
Tüfek omzunda dağlar aslanı
Daha dermediydi bağı bostanı
..

Devamını Oku
Sinan Gündoğ

Bizim gönlümüzün neşesiydin sen,
Kalbimizin ta baş köşesiydin sen,
Kalbine saplanan bir kurşun yüzünden,
Bizleri perişan edişin kaldı.

Kor gibi yakıp gittin sen bizi,
Ateş olup dağladın ciğerimizi,
..

Devamını Oku
Yusuf Çolak

Şehit düşmek,
Bir uçurum kadar yüksek,
Bir düş kadar yakın.
Ne düşmek ister,
Ne de düşlememek.

Binlerce defa şehit düştük,
..

Devamını Oku
Bekir Sami Ünsal

’’SUNGURLU’LU Şehit Bülent YOLLU’NUN aziz hatırasına.

CAN VERENLERİZ

Dış güçler ve oyunlar… Cinayetler
Kirli pazarlıklar ve ihanetler…
Hezeyanlar! Hepsi boşa gayretler
..

Devamını Oku
Ilyas Sener

VATAN İÇİN

Vatan için vatan için
Canım feda bayrak için
Bir kez değil bin kez olsun
Ölürüm ben toprak için
Söz verdim ben anama
..

Devamını Oku
Özcan Öztürk

Pusu kurup masum öldüren,
Allah'tan korkmaz,
Kuldan utanmaz terörist.
Masum olduğunu söylüyorsan,
Ne işin var dağda, bayırda.

Namertlikle yapacağın, bir kaç tane şehit,
..

Devamını Oku
Zafer Tuğrul

Vatani bir görevdir askerlik,
Hiç farketmez; çavuşluk,onbaşılık,erlik
Neredesin bre berber
Azcık acele et askerlik beni bekler

Ben şehit olursam ağlama anam
Ben sana kıyamam
..

Devamını Oku
Hüseyin Durmuş54

Sevgili dostlarım, son günlerde Ankara toz duman olmuş, ortalık mahalle çocuklarının bile aklına gelmeyen ukalaca konuşmalar, hakaretler, ithamlar ile çalkalanıp duruyor. Ne acıdır ki bu konuşmaları, davranışları yapanlar bu ülkeyi yönetenler ile yönetmeye aday iken muhalefette kalmak durumunda kalan siyasiler. Aslında bu yapılan “Siyasi açılım” konusuna inanın değinmek bile istemiyorum. Ancak bir konu var ki söylemek zorundayım. Ulusun varlığının ve devamının bekası durumundaki Türk Ordusuna yapılan haksız eleştiri ve yaklaşımlar. İşlerine gelince askeri göreve çağırırlar, işlerine gelmeyince böyle demeç ve bildirimi olur diye yaygara koparırlar. Üstelik bu yaygaralarını da siyasi özgürlük ve düşünce özgürlüğünü ayırt edemeyen siyasiler ile sözüm ona yazar ve üniversitede öğretim görevlisi sözüm ona prof. larca yapılmaktadır. Ben bunlarla başınızı ağrıtmak istemiyorum. Sizler görsel ve yazınsal basından zaten izliyorsunuz.
Sevgili dostlarım, dünyada o kadar çok hızlı teknolojik ve siyasal yapı değişimi olmaktadır ki bu değişime insanlar çoğu zaman ayak uyduramıyorlar. Devletleri meydana getiren uluslar; çıkarlarını gözeterek yeni oluşumları meydana getirmekte ve ortak çıkarları doğrultusunda da olsa kendilerinin ULUS (DEVLET) olma özelliğinden kesinlikle ödün vermemektedirler. Kendi ulus çıkarlarını ön planda tutarak çalışmalarını yürütmektedirler. Gerekirse bulunmuş oldukları bu kuruluşlardan kendi çıkar ve ulus olma özelliklerini korumak için bulundukları kuruluşu terk etme ve ayrılmayı gündeme getirmektedirler. Kendilerinin istemedikleri bir başka devleti içlerine almada büyük bir zorluk çıkarmaktadırlar.
Avrupa Ortak Pazar Ülkeleri; ilk önce kendilerinin devlet ve ulus olma özelliklerini koruma altına almışlardır. Daha sonra ise bu kuruluşa katılan ülkeler ekonomik çıkarları doğrultusunda siyasi yapısını zedelemeyecek biçimde ortak çalışmalar yapmaktadırlar. Türk Ulusu olarak bizler de bu topluluğa üye olmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Ama bizim gibi eş zamanda üye olmak için başvuruda bulunan devletlerle aramızda bir fark oluşmakta ve onlara göre daha zahmetli bir girişimiz olacağa benzemektedir.
Ortak Pazar Ülkelerinin oluşturmuş olduğu bu kuruluşun dışında da yine; IMF, OPEC, G7 gibi önemli kuruluşlarda vardır. Bu kuruluşlarda da yine ilk önce ekonomik çıkar ve ulus olma özelliklerini yitirmeden ortak çalışmalar yürütmektedirler. Aslında ben sizlere bu kuruluşlardan bahsetmeyi bile düşünmüyorum. Benim asıl üzerinde durmak istediğim büyük zaferin bizlere neler düşündürmesi gerektiğidir. 22.Ağustos.1922 de başlayan, 26.Ağustos.1922 tarihinde büyük bir zafere dönüşen başarıya değinmek istiyorum.
“ Hiç şüphe edilmemelidir ki; Yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyetinin temeli burada atıldı. Ebedi hayatı burada canlandırıldı. Bu sahada akan Türk kanları, bu semada sinmiş olan şehit ruhları Devlet ve Cumhuriyetimizin ebedi muhafızlarıdır. 1” Evet sevgili dostlarım. Mustafa kemal Atatürk, bu sözü ile ULUS (DEVLET) olma özelliğimizi ne güzel dile getirmektedir. Bundan 87 yıl önce Afyon / Kocatepe’de başlayan ve “ Ordular, İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri.” Sözü ile yurdun 9 Eylül 1922 de Yunan askerinin Ege Denizi’ne dökülmesi ile son bulmuştur. Daha sonra ise geride kalan ufak birliklerin yurdu terk etmesinin yanı sıra yurdumuzu işgal eden, İngiliz, İtalyan, Fransız askerleri birer birer terk etmişler.
Bu öyle bir zaferdir ki; Çanakkale meydan savaşını kazandığı halde müttefiklerimizin yenilmesi nedeniyle galip bir ulus masa başında mağlup ilan edilmiş ve toprakları işgale başlamıştır. Çanakkale zaferindeki Türk askerinin başarısını hemen unutan itilaf devletleri bu seferine Anadolu topraklarında hak ettikleri ikinci yenilgiyi bir daha tatmış ve koşulsuz olarak topraklarımızdan ayrılmışlardır. Bu önemli zaferin yıl dönümünü kutluyoruz şu sıralar sevgili dostlarım. Ama benim üzüldüğüm bir tarafı var bu zaferin. Bu zaferi kazandık ama bazı özel girişimlerle ki; Ermeniler dünya devletleri içerisinde bağımsızlık savaşından önce bazı göçleri kıyım olarak göstermektedir. Savaş sırasında olan kayıpları savaş kayıbı olarak değil de katliam olarak dünya uluslarına yıllardır empoze etmeye çalışıyorlar. Topraklarımızda gözü olanlar, ne yazık ki birleri dünya uluslarının önünde kötülemek için ellerinden gelen gayreti gösteriyor. Ermeniler ayrı, Yunanlılar ayrı çalışma içerisindedirler.
Anadolu’yu işgal eden Yunan ordusu 3 yıl boyunca, başta İzmir olmak üzere; Uşak, Afyon, Balıkesir, Eskişehir, Aydın, Kütahya yörelerinde köy halkını, masum kadınları, çocukları kurşuna dizmiştir. Hamile kadınlarımızın karınlarındaki ceninleri süngüleri ile çıkartırken büyük zevk almışlardır. Birçok genç kızımız ve analarımızın ırzına geçilmiştir. Bu yapılanlar elinde silah bulunmayan Anadolu insanıdır. Ama savaş döneminde aynı işlemi Ermeniler de Doğu ve kuzey doğu Karadeniz’de aynı işlemleri bizler için yapmış ve kendileri yapmamış gibi bütün yapılanları bizim üstümüze atmaktadır.
..

Devamını Oku