Seher vakti,
Katmandu'da, ufuk kızıla çalıyor,
Thamel'de, bir neon tabela cızırdıyor,
Yoga yazan levhanın dibinde, güneşe az kala...
Bir kasede safran,
Bir fincanda efsane,
Lakin, tüm maneviyatın üzerinde,
Bir barkod etiketi...
Beton kuleler, uzanıyor arşa,
Çelikten mabetler misali,
Fakat içlerinde, mantra değil,
Elektronik sesler yankılanıyor.
*
Gizemcilik,
Bir sis bulutu gibi, dolanıyor meydanlarda,
Hindu tapınağının yamacında, bir Aşram...
Ve evrensel pazar düzeninde,
Her gerçeğin üstüne çekilen bir örtü,
İbadet, görenek, sızı, beklenti,
Tümü pazarlık konusu,
Tümü ambalajlı,
Tümü rafta.
*
Buna rağmen,
Bir ihtiyar, göz yumuyor nehir kıyısında,
Ve bir mürit şükrediyor.
İşte o saniye,
Çark duruyor,
Ve ruh fısıldıyor...
Kayıt Tarihi : 8.1.2026 14:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!