En efsane şiirlerin renginde,
Bir kasaba da başladı bütün hikaye,
Edirne Sokaklarında yürüyordum,
Aynı ezgi ve aynı ritmlerde,
Kendimi gölgeme anlatıyordum,
Zamanın En eski yazıtları gibi idi,
Kar yağardı, bu mahalleye,
Ben seni gizlice izledim,
Aynı dem vakti göz göze bakışırdık,
Gecenin renginde saçlarında kaldı gözlerim..
Aynı sokağın başında bakışırdık,
Hangi cevapların doğrusunda,
Arasam seni sensiz kalıyorum...
Yeni bir hasret başlar ağrısında,
Bir düş misali sensiz dalıyorum...
Bu durumlarım neyin hediyesi,
uzun satırların izinde,
Hasret var her dem özümde,
Aşkın harman olduğu,
yüreğimdedir közümde...
Başka bir iklimin seyrinde,
Ufuklarda Bambaşka masumiyet,
Yeni Bir devrin başlangıcı,
Bu gecenin ardı,
Mavi Gece Güneşin batışı,
Yarın Bambaşka doğuyor..
Çıktım sıladan gurbete giderim,
Bir hasret misali yanar dururum,
Kalbimde yaşıyor, vuslat vadesi...
Gurbette Memleket kanar dururum.
Düştü bağrıma inceden acılar,
Gecenin deminde düşer yağmurlar,
Ruhuma hediye yağan damlalar,
Tedrici aşka hasret yar yağmurlar,
Hüznümün faslında sırdı Mihrimah...
Şöhretin, makamın esiri olmaz,
Günahın adisi, kusuru solmaz,
Yükle sırtıma ne günahın varsa,
Senden başkası, başkadır cana...
Esti Kalu Bela'dan aşkın harı,
Hasret vadesinde bekleyiş narı,
Bir muamma, bir mana külfet darı,
Vurduğun hançerin kanı Mihrimah...
Aşka ceza, iman nerede söyle,
Açılır yeniden eskiye bir yol,
Bu bahtımın tek sefası Mihrimah...
Dilinden dökülür aşka başka yol,
Gönlümün efsane cilası Mihrimah....
Ilık ılık yaşlar döküp zamana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!