Gökyüzü ve rüzgâr
Susma ey mavi sonsuzluk!
Bir uçtan bir uca özleyiş
Bir keman sesiyle düştük yollara
Sabah olsaydı demedi yüreklerimiz
Hüzün yüklü bulutlara arkadaş
Umut taşıdı şarkılara gecelerimiz
Dalgalar sevdamızı susarsa eğer
Taş da konuşur elbet kendi halince
Yol deyip de geçmeyin gün ışırken
Ömrüm akar o anılar selince
Yine bu kumsalda bir kutlu günde
"Keşke" demezdin sen gölgeli aynalara bakıp bakıp
geniş bir iç çekip "iyi ki" derdin mutlu bir tebessümle
Sonra konuşmamız, tat vermez oldu nasılsa birdenbire
susmak tek derinliğimiz, heykel olduk ayrı pencerelerde
hangi yıldı, biz neden kaçıyorduk
geceler boyu sokak sokak
peşimizde İstanbul'un bütün polisleri
çekilmiş neden perdeler,
caddeler neden sırılsıklamdı, ıslak
en iyisi saklanmak bir şişede bu gece
İki nokta arasında en kısa yol idi
Senin bana olan güvenin baba
Ne kadar güvendiysen en zor anlarımda bile
Sokak başlarında donmuş gölgeler
Sensizlik on tırnağıyla içimde yangın şimdi
Yalnızlığı yankılayan ufuklara yürüyorum
Aklımda sen, yüreğimi seninle ısıtıyorum
Bir dağ yıkılır bulutlardan denizlere
Alt üst olur o sabah kutuplarda hayat
Bu filmi sadece okuyan köy çocukları görür
Çırpınır kitaplarda, raflarda sayfalar
bir şair ağladığında
bil ki çoktan uçmuştur bir kuş yuvadan
ayrılmıştır bir kınalı kuzu bilinmeze yurdundan
bir şair ağladığında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!