“Çıkartma sakın beni! ”
Bıraktın ya boşluğa
Bilsen nasıl dağıldım
Gönlüm muhtaç hoşluğa
Yüreğine sığındım
“Bu nasıl bir yürek!
Çıkart o gönlünden, kaldır at haydi
İçinde o aşkım, yaşamıyorsa!
Vefasız bir kula, git de sat haydi
“Seni yüzsüz kadın, enayimi benim adım! ”
Ömrümü vermiştim, sana her şeyi
Pişmanlık ateşi, hüzün sardı mı?
Unutalım diyorsun, şimdi her şeyi
Seviyorum demeye, yüzün kaldı mı?
Kabristanın yatak odası olsun güzelim
O düğün gecesi, öldürdün beni
Kalbime vurmuştun, hançer yarası
Çıldırıp deliye, döndürdün beni
Mezarınız olsun, yatak odası
'Herkes melek olamaz ki! '
Sözümüz vardı, sen nasıl unuttun
Demek ki sevdiğin, yalanmış meğer
Besledim koynumda, seni uyuttum
“Sevildiğini bil yeter! ”
Eğer ki ellerini, bana verirsen
Gözlerime bakıp da, yemin edersen
Bir daha ayrılmam, yanından dersen
Bırakmam güzelim, yine severim
“Seni sensiz yaşarım ‘!
Sensizlik bir felaket, daracında yar beni
Boynuma o ilmeyi, takar yirmi dört saat
Ateş olur özlemin, hasretinse yar teni
Kavurur bu bedende, yakar yirmi dört saat
“Vatan için can verdi! ”
Tarih on dokuz Ekim, iki bin on bir yılı
Türkiye’nin kalbine, ateş düştüğü andır!
Yirmi dört şehidimin, vatan için kanını
Toprağına bırakıp, döküp göçtüğü andır!
'Öylesine kimsesizim ki! '
Ne dertlere düştüm ben, o sevdanın yüzünden
Bin çileler çeksem de, aldıranım yok benim!
Kurtulmadı şu gönlüm, içindeki hüzünden
“Maralım benim! ”
Bir sözleri vardır, şekerden tatlı
Yıllardır inanın, ona hayranım
Sürmeli gözleri, herkes den farklı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!