“Söyle hangi semti, yöresindensin! ”
Görenin hep aklı, kalıyor sende
Kız sen bu Bursa’nın neresindensin?
Öyle bir ateş ki, yanıyor bende
Söyle hangi semti, yöresindensin
“Sen kendine acı!
Yap elinden geleni, yollarıma tuzak kur
Simsiyah gözlerinle, ak düşürdün saçıma
Açmam sana bir daha, kollarıma uzak dur
“Çıkartma sakın beni! ”
Bıraktın ya boşluğa
Bilsen nasıl dağıldım
Gönlüm muhtaç hoşluğa
Yüreğine sığındım
“Bu nasıl bir yürek!
Çıkart o gönlünden, kaldır at haydi
İçinde o aşkım, yaşamıyorsa!
Vefasız bir kula, git de sat haydi
Kabristanın yatak odası olsun güzelim
O düğün gecesi, öldürdün beni
Kalbime vurmuştun, hançer yarası
Çıldırıp deliye, döndürdün beni
Mezarınız olsun, yatak odası
'Herkes melek olamaz ki! '
Sözümüz vardı, sen nasıl unuttun
Demek ki sevdiğin, yalanmış meğer
Besledim koynumda, seni uyuttum
“Seni yüzsüz kadın, enayimi benim adım! ”
Ömrümü vermiştim, sana her şeyi
Pişmanlık ateşi, hüzün sardı mı?
Unutalım diyorsun, şimdi her şeyi
Seviyorum demeye, yüzün kaldı mı?
“Sevildiğini bil yeter! ”
Eğer ki ellerini, bana verirsen
Gözlerime bakıp da, yemin edersen
Bir daha ayrılmam, yanından dersen
Bırakmam güzelim, yine severim
“Seni sensiz yaşarım ‘!
Sensizlik bir felaket, daracında yar beni
Boynuma o ilmeyi, takar yirmi dört saat
Ateş olur özlemin, hasretinse yar teni
Kavurur bu bedende, yakar yirmi dört saat
“Vatan için can verdi! ”
Tarih on dokuz Ekim, iki bin on bir yılı
Türkiye’nin kalbine, ateş düştüğü andır!
Yirmi dört şehidimin, vatan için kanını
Toprağına bırakıp, döküp göçtüğü andır!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!