Sizi hiç sormadan satıyorlar,
Gözleriniz açık,
Elleriniz hala sıcak,
Tek bir ekmek kırıntısının tadına bakmadan,
Başka fırınlar için,
Zenginliğin muazzam hamurunu yoğuruyorsunuz.
Çünkü efendilerin kapısının önünde sırtınızı eğebiliyorsunuz.
Size zincirlere gülümseme özgürlüğünü,
Kış kemiklerinize işlediğinde dişlerinizi sıkma özgürlüğünü,
Ücret duvarlarına omuzlarınızı aşındırma özgürlüğünü,
Kırık parmaklarla dünyayı döndürme özgürlüğünü,
Özgür, çünkü henüz kimse size köleliğinizi sevmemenizi söylemedi.
Daha yeni doğmuşken, tüm hayatınız boyunca,
Yalan değirmenleri üzerinizde dönüyor,
Aşınız dalına fazla gelen bir meyve gibi sarkıyor,
Şakaklarınıza yumruğunuzu vurarak düşünüyorsunuz.
Kolların iki yana uzanmış, gazinin olmadığı iki yol gibi.
Yürüyorsun, dönüyorsun, tekrar başlıyorsun,
Şehrin yıpranmış ayakkabılarınla yürüyor gibi görünüyor.
İş aramakta özgürsün bir köpeğin açık kapı aradığı gibi.
Terini satıyorsun, büyük sözlerin pazarında,
Onlar sağlığını, ölümünü, gecelerini satın alıyorlar.
Sana diyorlar ki: “Sabırlı ol.”
Sana diyorlar ki: “Umut et.”
Sana diyorlar ki: “Mantıklı ol.”
Sonra ekmek havadan daha hafif oluyor,
Ve çocuğun sütün tadından önce boşluğun tadını öğreniyor.
İşte özgürlüğün bu:
Sizi çok, çok uzaklara, bilmediğiniz bir ülkeye,
Kendi diliniz olmayan bir dilde ölmeye gönderebilirler,
Yarın belki de, yabancı bir bayrak,
Başka bir çizmenin altında hizmet etmekte özgür olduğunuzu söyleyecekler.
Çelik dolu ağızlarla barıştan bahsederler.
Toplu mezarlar kazarken düzenden bahsederler.
Yaşayanların boğazlarını sıkarken haklardan bahsederler.
Ve siz, uyum ve açlık arasında seçim yapabilirsiniz.
Bu yüzden zarif bir şekilde düşmekte özgürsünüz.
Protesto ederseniz, yasayı cilalı bir ip gibi uzatırlar.
Sessiz kalırsanız, onay verdiğinizi söylerler.
Bağırırsanız, sizi tehlikeli olarak etiketlerler.
Düşerseniz, adınızı kara kaplı deftere hain diye yazarlar.
Yine de siz diyorsunuz ki:
İnsan, kiralık alet gibi, vaatlerle ve geceyle beslenen bir ağız gibi yaşamalıdır.
Ben de size diyorum ki,
İnsan, tüm varlığıyla, elleriyle, ekmeğiyle, canıyla izin istemeden gökyüzüne bakma hakkıyla yükselmelidir.
Bu ademin cennetten kovuluşundan daha beter esirliğin üstünde...
Ünal Serhat YorgancıKayıt Tarihi : 26.03.2026 12:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!