sazdan bir kulübede
gelmiş geçmiş tüm dillerde
seni sevdiğimi söylerken
şaha kalkmış duygularla,
sükuta erecek
tütün kokan nefesinde, nefesim
beynime çiviler çakılıyor binlerce
damarlarımda dolaşan kan değil
kaynar sular dökülüyor üzerime
yatalak hastalar gibiyim
etlerim çürüyor
ölür acından
her sofraya oturmaz
kokusundan hisseder
yalanı,
hanesine götürmez
kahretse de, inkar etmez
bir yaz yağmuru gibiydi bana olan tutkun
buğusu gözlerimde büyüsü sözlerimde kalan
bakışının ritminden titrerdi bu gönül
derdinde deva bulduğum azat etme beni
eksik yanımsın, yazılmamış şiirim olma
bir elimde ay bir elimde güneş
sen yerle yeksan, sen serkeş
bir beddua ki dilinde, kurşuna eş
seni severdim, yine severdim
gülün kokusunda, ney sesinde
çöllerde ayazım
dillerde avazım
nağmedeki sazım
gönlümdeki sızım
heybemdeki hayalim
ayağının altındaki cennetten
sebebi ademiyle kovuldu kadın
söz verdi kalubelada rabbine
pak bir anadan doğdu kadın
daha bebeğiyle evcilik oynarken
gece, Kafdağının gelin kızı
duvağı yırtık
mihrine şiirler yazdıran
gece, dev anası peçesi örtük
tırnaklarıyla mezar kazdıran
Yağmur yüklü bulutlar vaat etmedim
Sen de zaten hiç toprak olmadın
Şehirler kurmaya kalkmadım bozuk coğrafyanda
Bilirdim ki, senden ne köy olur ne kasaba
Değil masallarda yaşamak
Masal anlatmak bile yasaktı
ne sarısı, ne yeşili
ne uzunu,ne kısası
ne darı, ne bolu
çırılçıplaktık geldiğimizde
bu telaşe neden?
o da kısmet olursa
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!