Artık zamanıdır
haydi yiğitler ileri
zafer bizimdir
aşın Allahuekber dağlarını
anayurttan defedin kefereleri…
Tabanlarınızda eridi çarık
İsimsiz, sorgusuz bir aşkın solgun mısraları
Tümcelerimde boğulan
Surların ihtilal geceleri
Göz kırpıyor Mezopotamya'nın ıslak güneşine
Sırtımda yüzyıldan kalma yanıklara
Devamını Oku
Tümcelerimde boğulan
Surların ihtilal geceleri
Göz kırpıyor Mezopotamya'nın ıslak güneşine
Sırtımda yüzyıldan kalma yanıklara




Tebrikler nur yürek...
Sarıkamış Şehitleri
Gelinlik giyinmiş körpe kız gibi,
Karlara serildi Sarıkamış’ta.
Mevsimler ağlaştı gece buz gibi,
Şafaklar gerildi Sarıkamış’ta.
Mehmedim çarıksız Yemenden gelmiş,
Pak beden mor oldu Sarıkamış’ta,
Gök mavi yer beyaz, kefeni almış,
Ne tufan görüldü Sarıkamış’ta.
Hoşaftı menusu yağsız yemekler,
Öğünler bir oldu Sarıkamış’ta,
Ağlaştı mevcudat ve de melekler,
Ak yaşlar nar oldu Sarıkamış’ta.
Yıldızlar ağlaştı bulutlar indi,
Defterler dürüldü Sarıkamış’ta,
Namlular yırtıldı taşlar delindi,
Bir tarih yarıldı Sarıkamış’ta.
Cilvesidir lakin buda kaderin,
Zor nizam kuruldu Sarıkamış’ta,
Yaram çok ağırdır çıban çok derin,
Silahsız vuruldu Sarıkamış’ta.
Sarıkamış dinle tarih seslenir,
Şehitler soruldu Sarıkamış’ta,
Abide gerekli ruhlar süslenir,
Emr-i Hak verildi Sarıkamış’ta.
Bak Ömer rikkatle, bak perde perde,
Bak Mehmet pir oldu Sarıkamış’ta,
Şehitler ölmez Hay! Şehit her yerde,
Cennete girildi Sarıkamış’ta.
09.05.2006 Bursa
Ömer Ekinci Micingirt
Bu şiiri okurken Allahuekber Dağlarında şehit düşen
dedelerimizi bir daha rahmet ve şükranla andık.SAĞOLUN VAROLUN Saygılarımla..
Bilinmezliğe gönderildiler...
Onları düşündüğümde içim sızlıyor. Yüreğim üşüyor.
Bunca can..
Dayanamadı soğuğa.. açlığa...
Nur içinde yatsınlar... ruhları ısınsın cennetlerinde...
Duyarlı yüreği kutluyorum.
Sevgimle
Amin..
...................................
Destanlarla dolu tarihimizi kanla yazanların mürekkepleri gözyaşları olmuştur..
Bir ay içinde ikinci kez Çanakkale'ye gittim.kabir kabir gezerek içime sindirmeye çalıştığım o manevi hazzı almak için samimi olmak gerektiğini anladım...Orada orjinal resimlerde iki askerimizin yan yana fotoğrafına baktım.Silah yok, elbise yok, çorap yok, postal yok, ayakkabı diye giyilen lastiklerin arasından parmaklar çıkmış, yüzlerde renk kalmamış, belli ki açtılar...............................
Şiiriniz beni tekrar o diyarlara götürdü..
Tebrik ediyorum Fatma hanım
Selamlarımla
Nusret Özcan'ın Kar Kelebekleri isimli kitabından:
“Müthiş bir tipiyle başladı harekât... Geri dönüşü yoktu... Sert rüzgâr yakıyordu eratın yüzünü. Birbuçuk saat yürüdükten sonra zaten sıcağa hasret askerlerin ayakları sızlamaya başlamıştı bile... Tüfeklerini çapraz asıp ilerlemeleri emri verilmişti. Karla kaplı köyler, mezralar, bir nice arazi geçildi bir bir... Ordu yürüyüş kolunda adi adımla yürüyordu. Onlar yürüyor kar yağıyordu... Bir ara gözgözü görmez oldu iyice... Bazı birlikler yollarını kaybediyor, onları bulup çevirmek için yardıma koşuluyordu. Ağızları, burunları müthiş üşüyor, el parmakları sızım sızım sızlıyordu neferlerin, fakat onlar durmuyordu. Bazı askerler düştükleri yerden kalkamıyor, sıhhıye bölüklerine haber ulaştırılıyordu. Hayvanlar karda rahat ilerleyemiyor ve işler hiç iyi gitmiyordu. Rüzgâr uğultusunda emirler anlaşılamıyor, bağrışmalar ve tipi huzursuzluğu arttırıyordu. ….
Sarp yamaçlarda, dondurucu soğuk altında askerler düşmeye başlamıştı. Ayaklarındakı sızılar bir müddet sonra hissizliğe dönüyordu neferlerin. Çarıklarına dolan karların etkisiyle iyice ağırlaşan ayaklarını duymuyordu askerler. Parmaklarını hissedemiyor, yürüyüşün tesiriyle ısınan vücutları soğumaya başlayınca terler sırtında donuyor ve üşüme had safhaya çıkıyordu. Çeneleri birbirine vura vura ilerlemeye başlayan asker daha fazla dayanamıyor ve yere düşüveriyordu... İşte bu tam bir felâketti... Ne arkadaşlarının sözleri ne zabitlerin emirleri artık onu bir daha ayağa kaldıramıyor, arkadaşları kollarından tutarak kaldırsalar bile, ayak bilekleri tutmuyor ve morarmış dudakları ve kızıl gözleriyle yalvarır bir ifadeyle ağırlaşmış vücudunu taşıyamayarak, gözleri kapalı bir halde tekrar yıkılıyordu bembeyaz karların içine ve asûde bir uykuya dalıyordu.”
Ne denir ki, ne denir?
Teşekkür selam ve saygıyla
yeniden hüzünlensekte sarikamis dramiyla tesekkurler bayan siirdeki duyarliliniz kutlanir!
Duyarlı yüreğinize teşekkür ediyorum.
Ruhları şad olsun. Sevgi ve saygılar.
Tabanlarınızda eridi çarık
kefenleriniz oldu keten gömlek
sevenlerinizin gözünde asılı kaldı on binlerce hasret
Aymazlıkla gönderildiniz bilinmezliğe
başınızda bin bir türlü hamaset
Yollar tepe
tepeler kar
tepeler tipi
aşılmalıydı salgın
ölüm geçilmeliydi
İhanetin sesiyle esti rüzgâr
kahpece homurdandı zemheri…
İaşeler yolda kaldı
ha gayret
Masallar anlattı Enver paşa
gözler açık eller semada
dudaklarda dondu son dua
Ruhlarınız ayrılırken bedenlerinizden
tüfekler isyan etti omuzlarınızda…
Tarihimizin yürek parçalayan bir devrini unutmayan şiirleştiren yüreğe saygılar...Bu vefa örneği güzel ve akıcı şiirinizi kutluyorum..
Duyarli kalemini kutlarim. Ruhlari sad olsun, mekanlari cennet olsun. Yüregine saglik. Sevgi ve selamlarimla
Bırakın insanlığın gözleri istediği zaferlere doysun
Sizler rahat uyuyun yüreklerimizde
ruhlarınız şad
mekânlarınız nurlarla dolsun…
Aslında fatma hanım bu çok güzel anlatıyor meramı çok etkilendim şiirden özellikle finalden...
selam ve muhabbetlerimle...
Bu şiir ile ilgili 39 tane yorum bulunmakta