Sarı Gelin Şiiri - Veysel Sari

Veysel Sari
247

ŞİİR


11

TAKİPÇİ

Sarı Gelin

Bir şehir düşün; sokakları toz, tavanı sis.
Bir ben varım, bir de adı unutulmuş bir eylülün ayazı.
Musa Eroğlu çalıyor arka planda, bir bağlama teli kopuyor;
Tam kalbimin orta yerinde, paslı bir çivi gibi çakılı kalıyor.
Bakma öyle, gökyüzüne bakma.
Gökyüzü dediğin, sadece kuşların terk ettiği bir boşluktur.
Ve biz o boşlukta, iki yabancı gibi,
Kendi uçurumumuzun kenarında yürüyoruz.

Ah o sarı gelin...
Saçları, güneşin en zayıf olduğu vakitlerde taranmış.
Gözleri, denizlerin kıyıya küstüğü o son akşamüstü.
Bize diyorlar ki; "Aşk, iki nefes arasındadır."
Hayır azizim, aşk bir hatadır;
Ve biz o hatayı, hayatın en büyük şeref madalyası sanıp yakamıza taktık.

Belki de kaderimiz, haritası çizilmemiş bir gurbet yoluydu.
Erzurum’un soğuğunda değil, senin gözlerindeki o ıssız yazda üşüdüm.
Bir türkü ki; her notasında bir vedanın ağırlığı,
Her hecesinde, yıllanmış bir şarabın burukluğu saklı.
Kelimelerim, senin sarı saçlarına tutunan birer dert ortağı artık;
Bir kitaba sığar mı sandın bu kadar büyük bir yangın?
Biz, yazdıkça eksilen, sustukça çoğalan o kayıp ülkenin çocuklarıyız.

Dağlar şahidimdir, Ergani’nin rüzgarı bile sustu adını anınca.
Ben bu yolu, başkalarının geçtiği gibi değil,
Ayaklarımdaki nasırla, gönlümdeki kanayan sızıyla yürüdüm.
Sarı Gelin, senin eteklerin toz değil, benim umutlarımdı sürüklenen.
Bir Yusuf Hayaloğlu dizisinde kalsın istedim aşkımız;
Gerçek, çıplak ve biraz da hırçın...
Çünkü bilirsin, gerçek sevgiler, süslü cümlelerde değil,
Kendi sessizliğinde büyüyen, o devasa sabırda gizlidir.

Artık yazlar benimdir, kışlar ise o eski türkülerin hatırası.
Veysel Sarı, bir duruşun adıdır artık, bir vazgeçişin değil.
Kitabın sayfalarını araladığında, mürekkebin değil,
O bağlamanın tellerinden süzülen "ah"ın sesini duyacaksın.
Telif hakkı bendedir; ne bir satır eksik, ne bir duygu fazla.
Bu, benim sana, kendi ellerimle ördüğüm sarı bir kefen değil;
Sarı bir düğündür, hiç yaşanmamış, ama hiç de unutulmayacak olan.

Gitme demiyorum, çünkü biliyorum;
Yollar zaten, gidenlerin değil, kalanların ayak izidir.
Sarı Gelin, dön arkanı ve yürü.
Ben burada, Musa Eroğlu’nun o bozuk düzen bağlamasıyla,
Senin hiç okumadığın, ama benim her gece yeniden yazdığım,
Sonu hiç gelmeyen o uzun hikayede kaybolmaya gidiyorum.

Şimdi bu son satırı okurken, anla ki veda etmiyorum.
Sadece seni, en güvenli liman olan kağıtlara emanet ediyorum.
Bir gün, bir kitabın sayfasını çevirirsen,
Ve orada sarı bir gölge düşerse satır aralarına;
Bil ki, seni en çok o zaman, hiç kavuşamadığımız o türkünün,
En son notasında, Veysel Sarı’nın duruşuyla özlemişim

Veysel Sari
Kayıt Tarihi : 9.07.2026 13:58:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!