Zihninin o en kuytu,o en sahipsiz duruşmasındasın şu lahza.
Avuçlarında sönen o eski vefa ve ruhun haritasını yeniden çizen ilahi fırtına ...
Bakınca o saray bildiğin,hatırların çatlamış sütunlarına;
Fırtınada bir başına bırakıp başka iklimlere yelken açan o el,
Şimdi dökülen sıvaları yamamaya gelmiş bir mülteci..
Menzil daraldığında firar etmez;gerçek sevda!
Başka kıyılarda umduğunu bulamayıp,rüzgar tersine esince;
Eski limanına sığınan heybesindeki o süslü sözler,
İhanetin pası değmiş,mührü sökülmüş sahte senetler.
Duyulan o kutsal zelzele;
Bir yıkım değil,köhne bir esaretten azat olma sesi..
Restorasyon imkansız;viran olmuş,ruhu çekilmiş sarayın..
Zehir sızmış temellerine,nifak ekilmiş her bir köşesine..
Yerle yeksan olmadan o yalan abideler,
Toz duman olmadan mazi,
Gömülmeden o ölü enkaz,
Temizlenmeden hatıraların çer çöpü..
Vücut bulmuyor ruhun o sağlam ve kutsal harcı.
Yıkıntının bittiği yerde doğan o kutsal şafak;
Tesadüf değil,ilahi tevafukun secdede dökülen
Sessiz yaşların meyvesi..
Yolu bizzat Allah'ın çizdiği,ilahi bir kalemle yazılmış Alın Yazısı..
İhanet değmemiş,samimiyeti mühürlü, Rahman'ın kader emaneti.
Helak olmuş bir harabenin son bekçiliği mi?
İlahi zelzelenin kurduğu o tertemiz şehrin sahipliği mi?
Yeşermiyor o kutsal ve baki cihan,gömülmeden sallanan enkaz.
Güneş doğacak,tam da yıkıntının sustuğu yerden.
Edremit.
Saliha Ravza Olgun
Kayıt Tarihi : 25.03.2026 16:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!