Toplu sözleşmelerin artık hiç bir grev yaptırımı ve ortak kararlılığı ve etkinliği kalmadığı; ve bilgi sayar teknolojisinin ' Yeni Sanayi Devrimi ' dir burası ve bundan sonrası tarihin bittiği yerdir ' diyerek ruhsuz robot makinaların tüm hayatı üretip tüketime sunduğu ve yapay zekalı insan elinden klonlanıp tasarımlanıp üretilen yeni tip yaratıkların kendi aralarında konuşacak düzende ve tertipte sanal dünyasından çıkarak gerçek hayatı içine hapseden çevrim çarkı tersyüz edilmiş hayat; vurgun soygun işgal ve talan keyfiyetinin enkazı üstüne kurgulanıp konuşlandırılan; köyü kasabası tarımı ekini çavdarı zeytini kıtlık katımı çarpık kent mezarlığının - her türlü arızaya sorun ve sakatlığa mahkum - her yapılan evliliklerin temeli dayanağı süslendiği ziynet eşyaları kadar bile değer kıymet ve dayanağı olmayan usul icap sahte soyut gösterişliliğe bütün yıkım arızalarıyla hınca hınç , hayata başladığı yerde birbirini yiyen bitiren sürüklenişlere bölünüp parçalanarak kurulu esaret pazarının etiket ve kostüm kölesi olup gitmekte.
Hep alıştığı ve önemseyip onursadığı yalan dolan yazık yanlışlarla- kendini geliştirmiş büyütmüş saygı sevgi hak hukuk cesaret akıl fikir duygu düşünce ilgi bilgi dirayet dirlik ve kazanımlarına cürümü cüddesi yetmeyen - eksik güdük yoksun yaşamanın kullu köleliğini danışır davranır ve ölüp üzülerek yaşarlar çünkü.
Bu yüzden değerler anlamlar ve kavramlar kargaşasıyla, insan toplum dil fikir kültür inanç duygu düşünce birikimlerini içeriksiz geçersiz işlevsiz ve itibarsız kılarak ; doğası tabiatı deneyimi birikimi yağma yıkıma uğramış ve ilişkisi iletişimi her türlü ahlaksız hukuksuz tutarsız yozlaşmayı ve çürümeyi içinde barındıran tüketim piyasası emir buyruğuna muhtaç mecbur bağımlı salaklaşmalarının bütün karakteristik özelliği ve duyarlığından yoksun iradesiz kayıtsız karamsar en seçkin ve kullanışlı insan tipini hormonlayıp üreterek, uygun piyasalara esaretini kanıksamış kulluk köleliği ördü kurdu kışkırttı donattı örgütledi ve kendi kendine işler çalışır hale sabitledi, hüküm süreç ve labaratuar sahibi soygun sömürü fabrikasyonculuğu.
Klasik ilk ve orta öğrenim bilgisini okutup öğretirken İlk Çağ - Çakmak taşı ve Cilalı taş devrini içine alan -, Orta Çağ, Yakın Çağ, Atom Çağı , Uzay Çağı diye giden tarihsel seyir süreçlerini üç aşağı beş fazlasına İlkel Kominal Toplum, Köleci Toplum, Feodal Toplum, Kapitalist Emperyalist Toplum , Sosyalist Kominist Toplum ve Yapay Zeka Toplumu başlıklarıyla toplumsal evreleri kırılmaları ve dönüşüm zamanlarını adlandırıp katagorize etti dünya ekonomistleri ve sosyal bilimcileri.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta