Canani Kanter Şiiri - Yorumlar

Şükrullah Yavuzer
221

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Canani Kanter…
Van’ın Erciş ilçesinde, yoksulluğun rüzgârla birlikte kapı aralıklarından içeri sızdığı eski bir kerpiç evde doğmuştu. Evinin çatısı her kış biraz daha çöker gibi olur, annesi yağmur damlalarının altına bakır leğenler dizerdi. Ama ne yoksulluk ne de eksiklik, Erciş’in güzelliğini onların gözlerinden silebilirdi. Çünkü insan bazen ekmeğe hasret yaşar ama güzelliğe doya doya bakarak büyür.
Erciş…
Van Gölü’nün masmavi aynasına yaslanmış, yeşilin bin bir tonuyla bezenmiş mütevazı bir ilçe… İlkbaharda dağların eteklerinden inen kar suları, ince gümüş şeritler gibi ovayı yararak geçerdi. Dağların bağrından kopup gelen buz gibi dereler, taşlara çarpa çarpa türküler söyler; söğüt ağaçlarının gölgelerinde serinleyen çocukların kahkahalarına karışırdı.
Sabahın erken saatlerinde çayırların üzerine düşen çiğ taneleri, güneş vurunca sanki toprağa saçılmış cam kırıkları gibi parıldardı. Bir tarafta uçsuz bucaksız Van Gölü… Gün doğarken gölün yüzeyi, gökyüzünden çalınmış bir mavilik gibi dururdu. Hafif rüzgâr çıktığında kıyıya vuran dalgalar, yorgun bir annenin ninnisi kadar yumuşak sesler bırakırdı geride.
Akşamları ise göl, kızıl ve mor renklerle yanar; ufuk çizgisi sanki ateşten bir kuşağa dönüşürdü. Zilan vadisinde toprağın bağrından yükselen sıcak termal suların buğusu, sabah serinliğinde ince bir sis gibi yayılır; insanın yüzüne dokunan o sıcaklık, kışın ortasında bile umut hissi verirdi.
Bendimahi Çayı…

Tamamını Oku

Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta