Hiç koşup ta bu dünyayı yakalayabileni gördün mü?
Hakk’a erenler nasıl erdi bunu bir çözdün mü?
Öbür âlemde halim ne olur diye hiç düşündün mü?
Dünyanın peşinde koşma ey gafil insan.
Nemrud gibilerin halleride mi sana ders vermiyor
Dağları aştım, serin sular içtim
Hakk’ın sanatını görüp, kendimden geçtim
Tüm engelleri aşıp, varlığını seçtim
Seni buldum ya gam yemem artık.
Bu dünya fani imiş, sayende sezdim
Ah canım Kabe’m sensizlik içime kor gibi düştü
Mü’minleri mest eden tavaftaki müthiş dönüştü
Sa’y İsmail ve Hacer için Safa-Merve’de ki yürüyüştü
Gel, Hakk’ın Evinde dön diyor “Kabe-i Muazzama”.
O bir taştır ama “Cennet’ten” indirilmiştir
Kadınlar kızlar böyle değildi
Höt deyince yüreği düşerdi
Bir zamana çattık ki
Babayı takan olmadı
Yanar kavrulurum ona ki
Arı bal yapar, sırlı yerde
Çare olur bin türlü derde
Haydi, bunun cevabını verde
Hakk’ın Yüce Sırrı karşısında
Ben kim oluyorum, sen kim oluyorsun.
AFŞİN ESHAB-I KEHF’TEKİ YEDİLER
İnandık dediler çile çektiler
Tevhidi makama tercih ettiler
Mağaraya kulluk için gittiler
Afşin Eshab-ı Kehf’teki Yediler
Elbisenin güzelini dağlar giyer
Açan her çiçeğe Hakk’ın eli değer
Hepsi bir “Sanatkar’a” işaret eder
Dağdaki çiçekte de Hakk’ı gördüm.
Meyvenin iyisini bilir beslenir
Hakk’a vasıl olduğunda sana sorgu sual yok
Bizim gibi özürlülerinse hatası da günahı da çok
Mahşerde her babanın senin gibi elinden tutanı yok
Sen baban için bir “nimetsin” can Ebubekir.
Yaşıtların gibi sen de okuluna gidebilsen
Ay parlaklığını Efendim’den aldı
Güneş O’nun yanında sönük kaldı
Herkes “Gül Yüzlü’nün” seyrine daldı
Gözlere ziya “Sen’sin Efendim”.
Kalbimi Sen’in sevginle doldurdum
Rabbine kullukta zirve bir erdin
Gece teheccütle Hakk’a ererdin
Bütün acılara göğüs gererdin
Veli yurdu Taceddin Dergahında
Muhsin’im yatar o “Kutlu Mekanda”.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!