Belki olanca yüküyle beni çeken devem kaybolmadı ama
Ben de altında dinlenmek için bir serinlik aradım.
Aradım, bulana kadar içimdeki ezgiyi
Çoğu kez gülünç geldi sızlanmalarım, bezdirdi
Ve bu bir geri dönüşsüz, içe dönüşümün
Koyu tuvalli silinmez resmiydi.
Çekilen her fotoğraf, çizilen her resim
Anımsatır, ufka bakarken maziye dalanı.
Dünya terazisi bükülür ve eğilir
Biraz huşu ile sonsuz gaflet arası.
Hüzün, bulut bulut yağsa bile göğsüne,
Geçmişin silik hatıralarıyla yaşamak
Düşününce ne de çok yoruyor insanı.
Görüyor musun gözlerime bakarken,
Yüreğimde çırpınan kelebeklerin ihtişamını.
Kanadı ona ben taktım, besleyerek aşkımı.
Uçururken kalbimdeki kelebeği, yadigarı
Sana bakarken farklıdır gördüğüm,
Göğsüme dokunan karlı bir el gibiydi yüzün.
Tüm hüzün hikayemin başladığı bu satırlarda,
En büyük imzadır,senin mührün.
Sarmalamış bir hayat kıskacı iki yanımı,
Aynaya baktığında görmediğin beyaz, kırışmayan yüz, ağlamayan göz, gür saç olmaya böyle dursun;
Ruhun miskin,
Derinin her noktasından fışkıran sesi: ümidimin ısdırabına dayanmaktan olanca benliğim yok oldu.
Yok oldu, gelmez bir daha giden senden
Biçilen ot misali, özünden kalkan artık düşse bile köksüz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!