904 Mayısın’ın 11’i, bahar tüm tazeliği ve diriliği ile hissediliyor kendini Katolonya’ da
Sert bir kış geçirmişti Figueres halkı ve birçok matem.Çiçek ve menenjit kol geziyordu o yıllar İspanya ve tüm Avrupa da
Jacinto Dali ailesi henüz altı yaşındaki oğulları Salvador’ u defnettikten sonra ilk kez bir Pazar ellerinde beyaz karanfillerle gelmemiştiler kiliseye
Tanrı dualarını karşılıksız bırakmamıştı onun ve ailesinin, cennetine aldığı Dali yi iki sene sonra geri vermişti onlara
Onu ayrı bir beden olarak görmeyi oldum olası kabul etmemişlerdi
O ölen çocukları Salvador Felipe Jacinto Dali den başkası değildi, aksi düşünülemezdi
Kardeşi Anna Maria ve menenjitten ölen kardeşinin adı ve sevgisinin iz düşümüyle büyüdü Dali ve hiçbir zaman kendisi olamadı ailesinin gözünde
“Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu. Babamın sevgisinin bu sınırları yaşamımın ilk günlerinde itibaren çok büyük bir yara oldu benim için”
Teatral, histerik, narsist, fevri, tutarsız ve kural tanımazlığı o günlerden yadigar kaldı, gün ve gün şekillendi, asi ama asla hırçın değildi
Henüz onyedi yaşındaydı annesini kaybettiğinde, bir müddet anlam veremedi babasının ölen eşinin kardeşi ile evlenmesine
Henüz çocuk yaşındaki ilk tablosu Hasta adamda tüm ruh karışıklığını resmetti
İlk hocası Juan Nünez klasik bir kara kalemciydi, Dali onun yanında resmin salt halini,bileğini, dahası kendisini keşfetti
Ait olduğu kasaba, örf ve adetler onu pek cezp etmemişti, ilk seyahati olan Katalan da emperyalizm ve realizmi inceledi
Peşi sıra tüm dünyayı saran anarşist milliyetçiliği ve türlü ikilemlerini
Artık Dali yirmili yaşlarının başında uzun saçları ve elinden düşmeyen piposu ile absürd düşleri ve zihinsel karmaşasının iz düşümündeydi
Giderek dağılan sis bulutu, 925’de Barselona’daki ilk kişisel sergi, fakat Dali pekte kendini ifade ettiğini düşünmedi
Aradığı lezzeti akademide bulamadı Dali anarşist ruhu onu akademiden hapishaneye itti
Halkın arasında olmak daima Dali ye sıcak ve paylaşımcı gelmişti 2
Fakat oradaki insanlar hiç de halk değildi, zorluklar ve şartlar Dali yi bir yıl içerisinde bireyselliğe indirgedi
Ne yazık ki teorikteki halkçılığı, pratikliğin içinde erimişti
Zaten oldu olası Dali’nin neden ve sonuç ilişkileri son derece sığ ve değişkendi, bu kısa zaman zarfı içerisinde sonuç ve neden ilişkilerini değerlendirdi
İmbiği son derece karmaşık, türlü fikirlerle yoğrulmuş kilden bir testi gibiydi, henüz tam kurumamış ve şekillenmemişti
Aslına bu simetrisizlik Dali yi tüm hayatı boyunca bir kült olmaya itse de o sadece kültürsel bir provokatör olmayı tercih etti. Oldu da
926’da Dali 22 yaşında artık özgürlüğün tadını bir kavramdan ötede bilen, hür bir insandı.Yeşil onun için daha yeşil, sarı daha sarıydı
Düş ile gerçek arasındaki mesafesi giderek kapanmış, ayrıntılara olan takıntısı ortadan kalkmıştı.
Dali daha tematik eserlere yoğunlaştı. Nüanslar ve saplantılar artık onun için angaryadan oluşan bir teferruattı
Bazı portrelerin hayat gerçekliğine uygun gelmemesinin sebebi, bazı insanların resimlerini bir şeylere benzetmeye çabalamamalarıdır
“Kan baldan tatlıdır” İlk sür-realist eseri
Tüm ressamlar arasında henüz yaşarken hak ettiği itibarı alan belki de tek ressam olan Picasso’dan metihler aldı, ona göre Dali bir alangard’ tı
Bürüksel seyahatinde aldığı bu haber Dali’nin namını Paris’e kendisinden önce taşıdı,peşi sıra Dali’ yi
Sıcak bir temmuz sabahıydı, usta Picasso’nun verdiği randevu saatine henüz hayli olmasına rağmen Dali ayağının tozuyla gelmişti stüdyoya,
Etrafı kolaçan ediyor, Picasso’nun resim dışında yaptığı objeleri inceliyordu büyük bir gıpta ve hayranlıkla, zaman geçmek bilmiyordu adeta
Koridorun sonundaki odasında ise Picasso herkesten uzak, sessiz ve gün ışığında meşhur tablosu Dans’ı işliyordu tuvaline
Kendisinden ayrılmayı reddeden karısı Olga’yı şikayet ediyordu aşığı Theresa’ya, biten tüm aşklarında olduğu gibi ölümsüzleştiriyordu resimle
Nihayet gün batımına doğru taş duvarlardan kapısının sesi yankılandı ve ağır adımlarla yaklaştı Picasso geç kaldığı randevusuna
Gözlerini kaçırarak Dali’ye baktı ve etraftan onay aldı bu çocukmu der gibisine, sonra başını eğip selam verdi, ayak üstü bir şeyler diyip gitti
Picasso’ nun misafirperverliğinden pek değil ama eserlerinden çok etkilendi, bugüne kadar görmediği, sanki bu dünyaya ait değillerdi
İlk kez çıplak gözle bir sür-realist tabloyu incelemiş, Picasso’nun pirinçten heykelciklere nasıl bir kağıt gibi şekil verdiğine şahit olmuştu
Sonraki bazı eserlerinde Picasso’dan alıntılar yapmış, değil gizlemeyi, alenen söylemekten hiç hayıflanmamıştı
Evet 926 Dali için bir milattı, hemde öncesini hatırlamak bile istemediği bir milat.
Fransa’ ya yerleşen Dali, sür-realist grupların akımına kapıldı. Kafasındaki kübizme bir derinlik katıp sür-realist tablolar yaptı
Kübizmin öncülüğündeki bu perspektif farkı ve tablolarındaki derinlemesine izler Dali’ nin yıldızını parlattı ve New York’ un kapısını açtı
Şiire ve edebiyata düşkün Dali ilk senaryosu Bir Endülüs Köpeği’ ni dostu Bunuel'le beyaz perdeye aktarıp prömiyerini yaptı
Yarattığı tarzı ve erken gelmeye başlayan başarıları Dali’ yi henüz otuz ikisinde Time’ a kapak yaptı
Ve Helena, Helena Diakonova, şair dostu Paul Edward’ın rus eşi
Katalanda hotel Miramarın terasında yüzünü dahi görmediği bir kadının gün batımındaki bronz teninin silueti
929 yılının haziran ayının onbeşi
Dali; Tutsak, sancılı,kangren dolu bir tutkuya yenildi. Artık onun için bir çok şey eskisi gibi olmayacaktı
Oysa Dali için kadınlar sadece erotik fantezilerden ibaretti,
Ertesi gün saat onbir için randevu verdi lakabı Gala olan Helenaya, sadakat ve tutkudan yoksun Gala tereddütle de olsa teklifi kabul etti
Dali, o gün ilk kez bastırdığı tüm duyguları ve ifadelerini dışa itti, Galaya Afrika daki ritüelleri andıran bir serenat hazırladı
Aynanın karşısına geçip saçlarını kesti, soyundu elbisesinin göğsünü ve göbeğini açıkta bırakan bölümleri biçti
Boynuna inci bir kolye, kulağına sardalye taktı
Keçi gübresi ve kanıyla yüzünü silip sağ kolunun bir kısmını traş etti
Dali, o gece sabaha kadar sınırlarını ihlal etti, delilik ve dahilik arasında gelip gitti
Sabaha karşı bu anlamsız ritüele bir son verip, Galaya evlenme, sadakat ve tanrıçalık teklif etti
Sadakat! ...Bu Gala için yeterliydi 3
Ertesi yıl Daliyle İspanya Port Ligota yerleşti, ilerleyen yıllarda Dali vaatlerini üstüne ekleyerek gerçekleştirdi
Sadakat ve tanrıçalığa, refakat ve ilham periliğini de ekledi
İlerleyen yıllarda zihinsel met-cezirler giderek yerini derin uçurumlara bıraktı Dali’de
Doğum lekelerini bedenine giren böcekler sanıp parçalarcasına kesmesi, olmayan nesneleri gören halüsinasyon krizleri
Galayı ürkütmemiş bilakis aralarında tuhaf bir senkron geliştirmişti
Öyle ki! Gala Dali’yi dahilik mertebesine yerleştirmiş Dali de olan biteni rutin bir süreç olarak kabul etmişti kendi girdabında
Sınırlarını ortadan kaldırmış, yaşamın köklerinden kurtulmuş bir entelektüel olarak görüyordu kendini
Dalgıç kıyafeti içinde elinde köpeklerle gezerken soranlara; Ruhum böyle istedi, bende ruhumun isteğini yerine getirerek onu mükafatlandırdım diyecekti
İlerleyen yıllarda “Delilerle benim aramdaki fark, onların deli, benimse deli olmamamdır.' Diyecek ve deliliği dahiliye giden bir yol olarak gösterecekti
“Parayı sevmek, benim sevdiğim gibi, mistisizm gibi bir şeydir; Para zaferdir”
Bu sözler bir dönemin idealist Dalisine aitti, yerel bir gazetenin sür-realizm nedir sorusuna; Sür-realizm benim diye cevap verecekti
Dali artık gruplar tarafından dışlanmış Fransızca da alaylı bir biçimde para göz anlamına gelen “Avida Dollars “olarak ilan edilmişti
Kuzey Amerikalı zenginlerin keyfine göre yapılan eserlerden küçük bir servet edinen Dali durumdan hiçte rahatsız değildi
Kendisiyle röportaj yapıp, resimlerini çeken Ara Gürel’e elindeki bastonu gösterdi ve onlarla yani diğerleriyle aramızdaki farkı mı merak ediyorsun dedi
Bu bastonu katrana batırıp satarım ve bana dahi derler,ama bunu bir başkası yapar ise deli. İşte aramızdaki yegane fark bu
Sanat hayatının kırkıncı yılında İstanbul Beyoğlu’nda “Aradan kırk yıl geçti” adlı sergisinde yayınladı Ara Gürel incilerini
Çizim yapmak sanatın dürüst tarafıdır, aldatmacaya fırsat vermez. Ya iyidir ya da kötü ama post-modern çalışmalar öyle değildir
Anlaşılamayan sanatçıyı oynadı yıllarca Dali aykırılığın verdiği ayrıcalıkla, ona göre bir şey ya kolaydı ya da imkansız
Derken savaşlı yıllar, önce İspanya da patlak veren iç savaş, peşi sıra dünyayı saran cihan harbi
“Her zaman anarşist ve aynı zamanda da monarşisttim. Her zaman burjuvaziye karşıydım ve hala da öyleyim. Gerçek kültürel devrim monarşist prensiplerin restoresiyle mümkündür”
Ama savaş öyle değildir ve Daliye göre savaşlar ölenler kadar kimseye telafisi olmayan zararlar vermiyordu
Eşi Galayla beraber önce İtalya peşi sıra Amerika da geçirdi savaşlı yılları halkından uzak.Virginia, Pebble Beach ve California
Mimarlığa ve tasarımcılığa merak saldığı yıllar savaş sonrası döndüğü Port ligat da inşa edeceği barakadan bozma evin planlarıyla meşguldü
Her nesnenin bir ağırlığı ve bir yer çekimi vardır, tabi Salvadore Dali iseniz iş başka; Zaman,yer ve kavram ortadan kalkıverir
Başta son derece sade, beyaz kireç boyalı bir Akdeniz evi olarak başlayan proje gün ve gün büyümüş zamanla enteresan bir şatoya dönüşmüştü
Stüdyosunu da buraya taşıyan Dali kendini labirentlerle eşi Galadan izole eden bir paravanla ve asistanıyla kendini gravür ve plastik sanatlara verdi
“Burası kendimi ıslah ettiğim yer, burası bir balta kadar etkileyici olmaları için düşüncelerime sınırlar koyduğum yer.”
The Madonna of Port ligat “Port ligat'ın Madonna'sı” adlı eseriyle klasik tarza dönüş yapar ve papadan övgüler alır Dali
Ona göre toplum, henüz onun dehşet dolu fikirlerine hazır değildi. Resmin içindeki derinlikler henüz kendini bile tatmin etmemişti
Daha derine, daha derine inmeliydi, ruhun bile derinliklerine, bilinç altının düş girmeyen henüz çocukken şekillenip sabitlenen kıvrımlarına ulaşmalıydı
“Görsel alanda benim tüm arzum, somut irrasyonelliğimin görüntülerini doğruluğumun en yayılımcı öfkesiyle maddeleştirmektir”
Peşi sıra gelen baş yapıtlar; Yumuşak Otoportre, Atomik Leda, Amerikanın Keşfi, Narkissos’un Değişimi, Son Yemek,Cristo de San Juan,
Savaş sonrası tüm Avrupa ve dünya da Daliyi bir fenomen ilan etti. Sür –realizm yıkıcıydı, bu defada öngörüleri yıkmıştı
“Paranoyak eleştirel faaliyet irrasyonelliğin subjektif ve objektif önemini sistematik birliğin sınırsız ve bilinmeyen olasılıklarını çok özel zihinsel faaliyet ile organize eder ve yönlendirir”
Ancak, paranoyak halüsilasyonlarını çizdiği resimler Daliyi dönemin yüzlerce ressamı arasından bir yüzyıl sonraya taşıyabildi.
Sigmund Freud’a göre; Dali bunun bilincinde ve ölmekten bu anlamda korkan biriydi, bununla beraber; Fanatik, içtenlikten uzak ve bencildi
Kendine sürekli yeni ufuklar buluyordu Dali, kırklı yılların sonunda evrensel bir şöhrete ancak sinema yoluyla ulaşabileceğini anladı 4
Büyülü perdeye yelken açtı, Walt Disney ve Alfred Hitchcock ile beraber çalıştı, Hitchcock’ un gölgesinde kaldı
Taklit edenler ancak taklit ettikleri kadar olurlar, Galayla aralarındaki en büyük farktı
Daliye göre “ Hiçbir şey taklit etmek istemeyenler, hiçbir şey üretmezler ve varolamazlar” dı
Galayla arasındaki git gide büyüyen farklılıklar ve eski masalsı tadı kalmayan aşkı, işin tuhafı bunları hisseden sadece eşi Gala’ydı
ihmal, tekdüze, yıpranmış bir aşk nasılsa öyleydi işte aşkları, alışkanlıklar insanın en büyük bağımlılıkları
969 da Dadi bu büyük aşkı azat etti, yüreği kor alev halinde. Ta ki; 982’ de Gala ölene dek
O gün, aslında içindeki yaşamı sürdürebilen kor alev de sönmüş. Korkunç bir karanlığa bırakmıştı yerini
Son eseri Kırlangıcın Kuyruğu hariç bir daha resim yapmadı Dali, Padul şatosuna yerleşti
Eşi Gala ölmeden önce güven ve sadakat dolu yılların anısına hediye etmişti ona, hala kokusu ve ruhu dolaşıyordu şatoda
84 de’ sebebi belirsiz bir yangınla eşinin yanına gitmeyi düşündüğü söylenir yanan şatoyla
Ağır yaralı ve geçirdiği zatüreden kalma tutmayan elleri, asi ruhuna dar gelen yatalak bedeni
Hırstan, kaygıdan ve teselliden uzak sönmüş bir volkan gibi bekledi ölümü 89’ a dek
Gelmeyen ölümün kendi gitti ayağına, zayıf bedeni Yirmi üç şubata kadar dayanabildi örüm orucuna
İspanya ve halkına bağışladığı serveti Figueras daki müzesine hakim dev bir kubbenin altına defnedildi
Birçok resmine yerleştirdiği, savaşta dökülen İspanyol kanını simgeleyen kırmızı mendili de yanı başına
Tüm eserlerinde hayatından kesitler ve pencereler açtı Dali, bir nevi yaşarken kendi otobiyografisini yaptı
“İnsan, insan olduğu için insandır,meziyet tablolarımda onları kendilerine benzetebilmem değil insanın tablosuna yansıyan görüntüsüne benzemesi çaba olmalıdır”
Hem akıllı hem deli, ne akıllı ne de deli, az biraz deli az biraz dahi! Tabiki; Salvadore Dali…
Kayıt Tarihi : 11.8.2007 15:22:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

TÜM YORUMLAR (1)