Şair Salih Sarıkaya, hayatı, insan ruhunu ve anlam arayışını merkeze alan şiirler yazar.
Şiiri, bireyin kendisiyle ve içinde yaşadığı dünyayla kurduğu ilişkinin izini sürme biçimi olarak görür.
Metinlerinde insanın yakınlık, kopuş ve aidiyet deneyimleri; bireysel yaşantının toplumsal dokuyla kesiştiği yerlerden ele alınır.
Şiiri, bir ifade biçiminden çok, süren bir fark ediş ve dönüşüm yolculuğu olarak sürdürmektedir.
Neden ağlar ki bir insan
Gülmenin doruğundayken, ânsızın?
Nedir adı, her an değişen
Üzerime sinmiş bu garipliğin?
Neydi adı,
beni bağlayan kimyanın?
Bazen yoğun,
kimi zaman belirsiz…
Zaman duruyor bazen.
Bir bakış geliyor aklıma.
Ânı yakalamaya çalışırken
gözlerinde yürüyorum,
zamanın ötesine.
Nedir kalbimdeki bu dinmez ürperti?
Bir sessiz uyanış mıdır bu ince sızı?
Nedâmet sandığım o titreme,
Aslıma çağırır içimdeki özü.
Ufacıktın…
Bir mum gibi ışık saçmaktı derdin,
Ama eridin, sessizce…
Belli ki,
bir tohum kaldı içinde,
Nerden bileydim,
avucumda sandığım
meğer gölgeden öte değilmiş…
Parmaklarım çözülünce
ışık düştü
(Babam için)
‘Hafiflet yükünü’ dedin,
Yüksek tepeleri işaret ettin.
Biz yokuşu yol sandık,
Küçük bir düzlüğe razı olduk.
Derinlerden yansıyan
Bir gariplik var üstümde
Ne desem…
Ağlayış, gülüş; sevinç, keder…
İçimde birikmiş bir duygu
Derinlerde
Keskin, soğuk ve saydam…
Karanlığın en derininde
Gözlerim ıslandığında
Küçücüktüm,
suyu fazlaca saldım tarlaya
hızlıca olsun istedim.
Babam geldi:
“Naptın evladım” dedi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!