Ağlıyorum!
Neden ağlıyorsun?
Kalbimden gelen bir ses
Bana ağla diyor!
Neden sana ağla diyor?
O ses de ağlıyor da ondan
Kim o ses neden ağlıyor?
..
Canım içmek istiyordu!
Gittim meyhaneye...
Açtım bir şişe rakı
Senin düşüncelerinle...
Benim düşüncelerimi
Karıştırıp
Bir güzel içtim...
..
Söke kamuoyunda büyük bir iş ve aş istihdamı sağlayacak olan, Organize Sanayi Bölgesi Projesinin önünde, hiçbir yasal engelin kalmadığı öğrenildi.
Söke Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanlığınca; 20 Nisan 04 Salı günü, saat: 16.00’da Söke Sanayi Sitesi, İdare binası OSB toplantı salonunda yapılacak olan “Danışma Toplantısı”na çağrı yazılarında, gelişmelere kısaca değinilerek, ön bilgi verilmiştir. Kısaca, özetle verilen ön bilgilerde; “1996 yılından beri çalışmalarını sürdüren Söke Organize Sanayi Bölgesi tüm yasal engelleri aşarak; Jeolojik ve Jeoteknik etütleri yapılmış, zemin vizesi alınmış, 185 hektar olan sınırlarımız onaylanmış, Bakanlıkça Kamu Yararı Kararı alınarak, kamulaştırma yetkisi OSB’mize verilmiş, DSİ, TEDAŞ ve TEİAŞ’DAN enerji hattı ile dere yataklarının deplasman izinleri alınmış, Etüt Proje Mühendislik Hizmetleri ihale edilerek, İmar Planları Bakanlıkça onaylanmış ve İl İdare Kurulu Kararı ile yürürlüğe girmiştir.” Denilmekte, son durum; “Şuanda Söke Organize Sanayi Bölgesi’nin önünde hiçbir yasal engel kalmamıştır.” Şeklinde izah edilmekte, “Dileğimiz; arazilerin bir an önce satın alınarak, fabrika inşaatlarının başlamasıdır” denilerek, gelinen son aşama belirtilip temennide bulunulmaktadır.
Söke OSB’nin tümünün kamuoyuna mal olması durumunda, 15 bin kişiye istihdam yaratacağı, Söke’mizin çehresinin değişeceğinin altı çizilerek, vurgulanmaktadır. Bu, gözden kaçmamalıdır.
HAYDİ SÖKELİLER SIRA SİZİN…
Haydi Sökeliler sıra sizin, buyurun sahneye…Böylesine büyük, böylesine güzel bir projeyi sahiplenin artık.
..
Kadın sevgi bekler
Kadın sevgi ister
Kadın sevildikçe
Açan bir çiçeğe benzer
O çiçek açıldıkça
Çevreye koku,neşe
Mutluluk saçar
..
Düdük denince ilk akla gelen,gaydayla çalınan bir aletin şeklidir.Düdük deyip geçmeyin.Ne olaylara konu olmuştur kim bilir? Nasrettin hocanın düdük hikayesinden tutun da,daha nice hikaye ve masalın ana teması bu sihirli nesnedir.
Bizim Yörük milletinin davar ardında ellerinden eksik etmediği kaval da bir çeşit düdük türüdür.bu kaval ustasının eline bir geçerse koyunun kaval dinlediği gibi dinlersin evelallah.Eskiden Yörük obasının neşesi bu Kargıdan yapılan altı delikli üflemeli kaval ile gelirdi. Çobanın iyisi,hası koyuna tuz yalatıp kaval çalarak dereden su içmeden geçiren kimsedir derler.Kaval çalmanın bir sanat olduğunu söylerler.Şimdi eski düdüklerde değişti gayri.Düdüğünde alafrangası çıktı.Şekli şemali,biçimi tipi türü bile değişik. Adına saksafon,flüt,klarnet vs. denilen düdük çeşitleri ile kornaları ortalığı kapladı.Şöyle yol kenarında ağır ağır yürüdüğünüzü farzedin.Kenarınızdan geçen bir arabanın son sesle daaaat diye kornaya bastığını düşünün. Nasıl olurdunuz? Korku ile sıçrayıp,’’Allah belanı versin demez miydiniz’’?
Bizim Kargı Köyüne eskiden ilk arabayı İncirköy’lü Deli Mehmet getirmiş. Mehmet Dayı çok çabuk kızan, yolculara bağırıp çağıran birisi olduğu için ona millet deli lakabını takmıştı. O devirde yol yordam olmadığı için araba yolunu köylüler toplanıp imece usulü elle yaparlardı. Dalaman ile Fethiye’nin Meğri ovasına yol bu şekilde açılmıştır. Kargı’ya ilk arabanın girişinde oldukça şatafatlı olmuştur. Mehmet Dayı’nın külüstür BMC kamyonu köyde kurbanlar kesilerek, alkışlar arasında karşılanmıştır. Bu kamyon homurtular arasında koca bir dev gibi daaat diye düdük sesleri arasında köye girmiş, koskoca iki gözü bulunan bir öküz gibi görünüşte bir hilkat garibesine benzeyen aleti görenler korkarak dağa kaçışmışlardı. Ömrü hayatımızda hiç böyle bir şey görmemiş olduğundan korkup tepelere çıkan millet sonra merakla başına toplanmış her yerini inceliyorlardı. Bazı ihtiyarlar da acıkmıştır diye önüne ot atmışlardı. Rahmetli Mehmet Ali dedem bu gibi vasıtaların köyümüze geleceğini çok önceden mizahi olarak söylemişti. Motosiklet için; ‘’iki koca boynuzu olan tek gözlü koça benzeyen bir alet çıkacak, millet üstüne binip gezecek’’ demişti. Araba içinse; ‘’ iki tarafında iki tane koca gözü olan, kırk deve yükü taşıyan ve onlarca atın gücüne eşit olan acayip bir mahluk gibi bir şey çıkacak’’ diye bahsederdi. Bende bu kamyonu ilk görünce Dedemin sözleri aklıma geldi. Bizim köylüler sabahleyin ezanla yola çıkar Mehmet Dayı’nın kamyonunun kasasına tavuk gibi doluşur, Salı günü Meğri ovasında kurulan pazara mal götürür; alışveriş yapar akşamüzeri geri dönerlerdi. Zamanla Kargı’dan Osman Günal; Yanıklar’dan Cet Ahmet; Aziz Dayı; İlyas Aygün ile Ulusoy birer otobüs alınca Mehmet Dayı da kendi köyü olan İncirköy’e gitti. Arada köyden geçen otobüsler düdük çalınca millet kızar; ‘’ Üle Deli Mehmet gibi ne düdük çalıyorsun? ‘’ derlerdi. Köyde Deli Mehmet düdüğü meşur oldu. Bu sayede benimde ortaokul ve lise öğrencilik yıllarım Cet Ahmet ve Ulusoyunn otob,üsleri ile olmuştur. Sabah erkenden namazla Değirmenboğazındaki evimizden bu arabayla yola çıkar, Fethiye’ye gidip okula yetişirdik. Akşam okuldan çıkınca yine otobüsle eve gelirdik. Bu şekilde okuyup adam olduk. Şimdi şu rahatlığa bakıyorumda imreniyorum doğrusu. Her türlü araç çocukların emrinde. Yeterki paradan haber ver. Eskiden rezillik zibil gibiydi. Şimdiki çocuklar çok rahat. Yinede hallerine şükür etmiyorlar. Bize bu imkanı sağlayan atalarımıza saygıda kusur yapmayalım demiyorlar. Onların hayır dualarını alalım diye uğraşmıyorlar. Hele onlara çalım eden çocuklar yok mu? En çok onlara kızıyorum. Bir düdük alıp kulaklarına kulaklarına düüüt düüüt; diye çalacaksın. Anlasınlar; insanın kadir kıymetini bilsinler diye. Sözüm doğru değil mi? Yalan söyleyen düdük olsun emi!
..
Sevilen güzele özlemle bakma
Yiğitler gelince hasret giderir
Yar tadına alıp,su gibi akma
Çaresiz sevene bomboş bakılır
Attın son şalı,almaya geldim
Ağrıyla sızıyı,yaymaya geldim
..
Bahardır çevremde rengarenk açan.
Bahardır duygularım coşturan.
Bahardır cana can katan
Bahardır, toprakta tüten.
Bahardır gül memeden âlâ rayihâ sunan.
Bahardır gönül bulutum ıslatan.
Diriliş gününü muştulayan..
..
Püren balı dudakların
Ne hoş kokuyor tenin.
Şöyle bir baktım,camdan geçerken.
Gözlerim fal taşı gibi açılıverdi.
Gül misil göğsüne başım koyunca.
İfrit olup uçalım Sebe'nin diyârına.
..
tüm umutlarımızı
şu esen yel aldı gitti...
baharlarımızı, yazlarımızı,
bizlerden hatıra kalsın diye
salı verdik bir bahar sabahı acı acı...
haykırmalar ki
çınlatır kulaklarımızı
..
Düşünceler vardır sevdayı yaratır.
Duygular vardır sevgiyi yaşatır.
Sözler vardır gözlerde konuşur.
Arzular vardır bedende yangınlar çıkarır.
Sana düşlerim vardır bende uyku kaçırır.
Seni masum sevmelerim vardır,
Sessizce yanaklarıma gözyaşlarımı bırakır.....
..
Sen gittin hüzün batağına saplandım.
Sandım ki gayyaya yuvarlandım.
Çırpınıp kalakaldım.
Ben sevdanda kendimi bulmuşum.
Bunu anladım.
Dizlerinde yatamadan,
Doyasıya koklamadan,
..
Erguvanlar arasında
Bir gelincik
Oturur,
Üzerinde gelinlik.
Lüle lüle saçlarını sakınır.
Ürkek ceylan.
Cilvey i nazı
..
İnadını kırıp yüzünü döndüremez meleğim.
Ah o delici bakışların eritiyor buzlarım.
Seni görünce,
Demirci körüğü yüreğe
Bir şeyler saplanıyor inceden inceye.
Aptallığım tutuyor gündüzden geceye.
Bilesin.
..
Bir kelime bir işlem,
Bir var,bir yok oluş.
Hayata dair.
Her şey...
Bir virgül,
Ardından bir nokta.
..
Sonbaharda sararan yapraklar gibi
Yaprağını döken ağaçlar gibi
Sonbahara inat açan güller gibi
Ve
Nefes aldığımda sen kokan bahar gibi
Bahara inat sonbahar kokan
Sarı güller bırakacağım ardımda....
..
Bin ötüşlü bir kuş yaşar
her insanın içinde
0 ötüşü yansıtmaktır
budurbütün mesele
Şairlik denen sanat
..
Büyük eğiliyorsa
Küçüğün önünde!
Demek ki büyük güç
Küçüğün elinde...
Bazıları boğdurursa
Aslanı kediye!
Kediye kim? nasıl?
..
Gecenin bir yarısı yalandır
Yüreğime korkuyu salandır
Sevdayı aşkı hep saklayandır
Gündüzü geceyi aklayandır
Ne bu aşk ne bu sevda banadır
Durmadan sözlerimi dolandır
..
Puslu bir gece çıktım ben yollara
Çiğ yağmış dağlara,taşlara
Sanmayın sakın gelirim yuvama
Çıktım bir kere geri dönemem belki bir daha
Nice kayalar arasında yattım ben günlerce
Karanlık gögeler ardında nöbet bekledim saatlerce
..
Siz bilirmisiniz Çilek Sokağın hikayesini
Aydınlığında olur bir sürü dostu
Siz bilirmisiniz Çilek Sokağın gecesini
Karanlığında yalnız ben olurum onun dostu
Bazen ben yürürüm o yorgunluk atar
Kimi zaman kaybettiğim duygularımı arar
..



