uyurdum,
dokunduğum camlar kırılırdı derinliğinde uykumun.
Nil, gözlerimden geçsin diye
güne kirpiklerim kırılırdı.
oysa, saklambaç oynayan bir çocuktu büyüttüğüm;
babasının dudaklarına sıkışmış ve unutulmuş...
Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Devamını Oku
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız
Trafik
kentin baskısı kaldı bize
ve ışıkları trafiğin ya da kazası
oysa biz hep bir düş kazasında
yitirdik arkadaşlarımızı
karşıdan karşıya geçerken
eli bırakılan çocuklardık
o insan kalabalığındaki
son gülümsemesiydi annemizin
sonra hangi tarafa geçsek karşıda kaldık!
Zafer Ekin Karabay (1975-2002)
Yenik bir aşk öyküsü
Sen körebesin bütün oyunlarda
ve destanlarda küçük bir göçebesin.
Ben bir bereat takviminde günahkarım.
kaldırıma yask düşer, mekruh yaşarım
Bir de bilirim
ne sözlerim ne de dizelerim bengidir
bilirim
saçların rüzgarla kafiye
ellerin bu aşka teşnedir.
Artık uzat elini
uzat ki kendimden sürgün geldim
'şairler anlaşılmaz' dedin
sürgünlerden düşsüz geldim.
Gel düş dilenelim, düşkün sevelim.
İşlemez yalan ve talan aşkların hükmü
çünkü aslolan gitmek değil, kalmaktır
çünküaşk
dinmez bir yağmur
ve yasa dinlemez bir halktır.
Bu yüzden sen de
Aşklarını da saçların gibi geriye sal
ve benimle kal
çünkü
en acımasız yanıdır tarihin
imge soykırımında bir şiir emekçisinin ölümü.
ve senin hüzünle örtüşen yüzün
Kaldırıp düşler sokağına çıkma yasağını
dinle kalbimin gürültüsünü
-ne dize gelirim
ne dizesiz bir yere
gidersen!..
aşk ülkesinden martılar havalanır
kalırsan!..
benim poetik politikalarım adımlanır
gidersen!..
avunmalısın bütün sözlerinle
kalırsan!..
saçlarınla kal
bir de o amansız ve imansız gözlerinle.
Artık yine sessizim
yine asyanın çorak bozkırlarını
andırır gözlerim
ve gebedir
Egenin sulak tarlalarına
Zafer Ekin Karabay
Şaire Tanrıdan rahmet diliyorum.
Tarik ı müntehirân...Modern dünyanın alarm veren en ciddi konusu...80 sonrasında cesare pavese nin yaşama uğraşından sonra iyi ki ian dallastan gariplerin kitabını okumuşum diyorum..
İstifa konusu istidanın verilmesinden sonra hukuken geçerli midir...Yoksa intihar (istifa) dilekçesini sunduğunuz makamın tasdiki gerekli midir..
Zor konu..Şahsi görüşüm; bu dünyaya atamam benim kararımla yapılmamış..Öyleyse, atamamı yapanın, yeni atamasına da saygım var der ve susarım..
Görev taleb edilmez, verilir..
657 li olmanın faydaları
:)
:(
Ayrıca, bugün buraya yazılanlarda titiz olmak ve anlayış ve idrak düzeylerini esas olarak, hiç kimsede olası bir fikr i sabit'e yer vermemek gerekir diye düşünüyorum acizane...
Saygılarımla
Que Sera Sera'nın söylediklerine katılıyorum...
Can Dünda'ra bende katılmıyorum. Edebiyat yapıyor! İnsan hayatı bu kadar mı ucuz, ölüme satıyor onu! Ve üstüne edebiyat yapılıyor ne acı! öldükten sonra üne kavuşmak yada üne kavuşmak için ölümü seçmiş olmak! şair için değil genel olarak söylüyorum bunları..
şairin kendi seçimiyle aramızdan ayrılması üzücü, ürkütücü, vahim, trajik bir son!
bencede, bencillik ölümüne bencillik! O zaman herkes kaçıp gitsin başedemediğin de geride kalanlara bırakarak herşeyi! böylesi daha mı kolay sormak gerek bırakıp gidenlere, bir cevap almasakta! peki biz ne olacağız? türlü türlü sorunlarla geride kalanlara ne olacak? kim daha cesur? ölmek isteyen mi? yaşamak isteyen mi?
ayrıyeten açıklamalarından dolayı, Xalide Efendiyeve de teşekkür ederim.
Şiir trajik, şair daha trajik!
Allah rahmet eylesin şaiire..
kalemin ince düşlerinde derin manalar.
olumune bencillik...digerlerini yok saymak..acisini digerlerinin acisindan ustun tutmak...digerlerinin acilarini kucumsemek...tanrilik sendromu..dunyanin butunune duyulan sorumlulugun ,yalnizca bireysel boyuttaki payini ,sorumlulugunu alamamak ,almamak,razi olmamak ,kanaat etmemek....tatmin olmamak...daha buyugunu yapamadigi icin kucuklerden de vazgecmek ..pasta yok diye ekmekten vazgecip ,acliktan olmek....yeryuzunu kurtaramadigi icin etrafindakilere yardim etmemek ,bunu kucumsemek...BENCILLIK ...HEMDE OLESIYE ....inancsizlik...
yazik ...cok yazik....buna benzer vakalara sifa diliyorum...
Can Dundarin sairin intihar mektubu yorumuna ne yazik ki katilamiyorum ( benim yorumum yukardakilerdir..)aslinda bunlari Can'in kendisine soylemek isterdim...
ne kadar derinde ve ne kadar yuksekde dolanirsan dolan,sadelesemedigin surece ise yaramaz....derinliklerden cikardiklarin ve yukseklerden indirdiklerin hic bir ise yaramaz ...cunku elindekilerin uygulama alani en sade haliyle ,yasamin tam da icidir...ve herbirimizin bir denizyildizi muhakkak olmalidir...
siir o mektupla desifre edildiginde ,hakkinda soylicek bisey bulamiyorum..yukarda yazdiklarim hem sair hem de siir icin gecerlidir...
Allah merhametini ondan esirgemesin ve ayni halde olanlara sifa versin...
“NİL GÜNe akarken ŞUBAT gibi biriktim.” Hayatı ve acıları, para biriktirir gibi biriktirerek, bildiriyor. “On bir gibi buluşuruz.” dercesine saklamış burayı, saptadığı zamanı. Nilgün gibi yirmi dokuz yaşında ama şubatın yirmi dokuzunda… Dört yıl acı çekerek gelmiş olacaktır, bu zamana. Yirmi dokuzuncu adımında herkes öğrenecektir dört yıldır çekmekte olduğu acıyı ve o, gerçek yaşam yolculuğuna çıkacaktır, NİLGÜN’ün sakladıklarını sunarak, saklandığı, DÜNYA HAYATI denen puslu camın ardından,özgürlüğe, ölüme…
Sonra tekrar kendisini dinliyor ve çok güzel bir söz söylüyor: “
“Yaşamın neresinde saklanmalı ozan
..Ya da nasıl saklamalı yaşamı?”
Bir ozan, her şeyle ilgilidir. Her şeyi sorgular. Haksızlıklara dayanamaz. Umursamazlık ona göre değildir. Durum böyleyken de savaş alanına dönen dünyada yer bulamaz, kafasına göre. Başkalarının acılarından keyif alarak yaşamakta olan kişilerin arasında kalmak istemez. Saklamaya çalışır yaşamı… Başaramaz.
NİLGÜN de:
“Hayatın Neresinden Dönülse Kârdır” demişti.
Nigün MARMARA da bitirme tezinde, intiharı seçen ünlü şair Sylvia Plath’ı inceliyordu.
Şiirlerinde bireyin düşle gerçek arasında sıkışıp kalan kırgınlıklarını işliyordu.
13 Ekim 1987’de, 29 yaşında, Kızıltoprak’ta, denize ters yöndeki pencereden, bir çığlık bile atmadan altıncı kattan kendini bıraktı.
O da üniversitedeki odasında kemerine kendisini asarak can verdi. Özellikle şairler gibi aklı başında olması gereken kişiler arasındaki bu intihar zinciri mutlaka kırılmalı artık. Mutlaka!
Allah tümüne rahmet eylesin! Nur içinde yatsınlar! Sağcısıyla solcusuyla GÜZEL İNSANLAR!
Şair, düşle gerçek arasındadır. Beraberlikle terk ediliş, yaşamı paylaşmakla yalnızlık… Hayatla ölüm…
Ölümle arasında sadece bir cam vardır. Saydam bir madde… Hayatla ölüm arasında varla yok arası bir perde… Pencere belki de, Nilgün’ün hayatına son verdiği geçiş yeri… Neler düşlemişti kim bilir, geleceğe dair! O düşlerin gerisinde, acımasızlık yakalar onu. Sobelenir. Şubatta, pusludur pencerelin camları… Gözlük camları da öyle, duruma göre… Başka bir şiirinde; sevgilisi gittiği zaman yalnız kaldığı odasının camına parmağıyla bir şeyler yazdığını söyler. Harflerle, hecelerle oynar.
Bir çocuğun, bayram sabahındaki MUTLULUK beklentisi vardır içindeki çocukta. Fakat, gözlerini açtığı her yeni gün, bir savaş alanına uyanmakta ve yaşamaktan soğumaktadır. İçinde, oğlu savaşta olan bir annenin endişesi vardır. ÖLÜM gibi bir şey… Ayrılığı da yaşamıştır. Uzak kalmayı… Çok dinlemiştir, terk ediliş ezgilerini. Yine mesafeler, uzak kalmak, terk edilme korkusu, yine savaşı hayat kargaşasının ve yine ölüm…
Nil, gözlerimden geçsin diye
güne kirpiklerim kırılırdı.
NİL, gözlerimden geçsin diye... Nilce ağlamakiçin ve NİL gibi ağlamak için
GÜNe kirpiklerim kırılırdı. (Kırılmak ve kırılganlık, her ikisinde de var. CAM ve KIRILMAK, uyumlu... Kalben kırılmak da dahil... Dış dünyaya mutlaka... Uyanınca onu bekleyen günlük hayata... Yavaş yavaş intihara yaklaşan bir bilinç...)
Burada NİLGÜN saklı...
Toplumcu-Düşçü şiirler yazar,ikisi de...
“nil güne akarken şubat gibi biriktim:” dere, SAKLI'da.
NİL, GÜNe akarken, şubat gibi biriktim.
29 yaşındayken 29 şubatta ölmeyi planlamaktadır, ölümle dalga geçerken.
İçinde saklambaç oynayan bir çocuk var. Babasının ağzından çıkan sözlere itaat etmek zorunda kalmış, çocukluğunda ama artık baba söz geçirme hevesinden, o da dinleme gereğinden kurtulmuş.
Kabaca, birinci bölüm bu!
uyurdum,
dokunduğum camlar kırılırdı derinliğinde uykumun.
Nil, gözlerimden geçsin diye
güne kirpiklerim kırılırdı.
oysa, saklambaç oynayan bir çocuktu büyüttüğüm;
babasının dudaklarına sıkışmış ve unutulmuş...
HAYAT - UYKU
CAM - HAYATTA GÖREMEDİĞİMİZ ENGELLER
'DOKUNURKEN KIRILAN'
VE KIRILDIĞINDA KİMSEYE DEĞİL İNSANIN'KENDİSİNE VERDİĞİ ZARAR,
GÖZ YAŞI OLMAYAN BİR BABA. BABASIZ BÜYÜYEN BİR ÇOCUK
sobelendim, saklandığım saydam düşlerin ardında.
sunacak başka birşeyim yoktu, bir çocuğun
bayram sabahındaki beklentisini sundum yaşama
ve tedirginliğini oğlu savaşta bir annenin.
uzak ezgisini dinleyerek bırakıp gitmelerin.
BABASIZ İKİ KİŞİLİK AİLENİN HAYATIN İÇİNDEKİ YAŞAM MÜCADELESİ
VE BU DURUMUN EN ÇOK ÇOCUĞKLARI PİSİKOLOJİK YÖNDEN ETKİLEMESİ
nil güne akarken şubat gibi biriktim;
dört yıl topladığı acısını
yirmidokuzuncu adımında gösteren.
ve çıktım yaşama
onun sakladıklarını sunarak saklandığım yerden.
sonra kendime dönüp dinledim
yeniden acılarıma sordum:
yaşamın neresinde saklanmalı ozan,
yada nasıl saklamalı yaşamı?
NİL EN UZUN NEHİR, GÖZ YAŞI DA OLA BİLİR, UZAYAN ACI HAYAT DA .
HAYATIN DARBELERİ İNSANIN YÜREĞİNİ SERTLEŞTİRİR, BUZ DAĞNA DÖNDERİR
NEDEN 'DÖRT YIL'. NEDEN 'YİRMİDOKUZUNCU ADIM?'
YİRMİDOKUZ YAŞINDA MI PİSİKOLOJİK SORUNLAR SON HEDDE ÇATMIŞ
SONUNDA İNTİHAR
SAYFADA SORUN VAR YORUMLARI OKUYAMADIM, ŞİİRDEN ANLADIĞIM BUNLARDIR
ÇOCUĞUN YAŞAMINDA BABANIN ROLÜ ÇOK ÖNEMLİ
DÖRT BABA TİPLEMESİ DÜŞÜNELİM
1. NORMAL- AİLESİNİN TÜM SORUMLULUKLARINI OMZUNDA TAŞIYAN BABA
2 EZEN BABA - ERKEK ÇOCUĞUNA KÖTÜ ÖRNEK, KIZ ÇOCUĞUNDA ERKEKLERE KARŞI NEFRET DUYGUSU AŞILAYAN
3 EZİLEN BABA - KIZ ÇOCUĞUNA KÖTÜ ÖRNEK, ERKEK ÇOCUĞUNDA KADINLARA KARŞI AGRESSİV DUYGULAR AŞILAYAN
4 VAR OLMAYAN, SORUMSUZ BİR BABA - SONUNCU EN KÖTÜSÜ
BUNLARIN HANGİSİ İNTİHARA SÜRÜKLEEYE BİLİR
Bu şiir ile ilgili 78 tane yorum bulunmakta