Bağırırlar şaire:
'Bir de torna tezgâhı başında göreydik seni.
Şiir de ne?
Boş iş.
Çalışmak, harcınız değil demek ki...'
Doğrusu
bizler için de
Kovalamayin beni yataga
Hic uykum yok
Daha lafiniza karisacagim
Ortaligi dagitacagim
Televizyonu kapatacagim
Aycicegi resmi yapacagim daha
Devamını Oku
Hic uykum yok
Daha lafiniza karisacagim
Ortaligi dagitacagim
Televizyonu kapatacagim
Aycicegi resmi yapacagim daha
Şaire bağıranlar, kafalarını yontamayanlar işte...
Bu bir serzeniş şiiridir.
yıllar önce gençliğimde (15-16) okuduğum bir şiirdir bu. aklımdan çıkmış bir şiiri yeniden görüp hatırlayınca 'acaba o kitap halen bende mi' diye araştırmaya başladım bile...
aslında zor olan sadece şairin işi değil bence; bir ressam, bir heykeltraş da benzeri bir zorluğu yaşıyor bence... hatta bir müzisyen de aynı sıkıntıları yaşıyor.
ve bu şiir bize üretkenliğin düşünsel boyutunun ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor; insanın düşünsel boyutuna hitap edip onu bu yolda besleyebilmenin önemine dikkat çekiyor.
ben bu şiiri okuyunca 'acaba şair bunu tek başına mı yazdı?' diye düşünmeden edemiyorum. çünkü bu şiir adeta bir mahkeme kararı -tutanağı- gibi, bir savunma metni gibi [bir sanatı savunmanın zanaatkarlığı] ile yazılmış bence...
Bağırırlar şaire:
'Bir de torna tezgâhı başında göreydik seni.
Şiir de ne?
Boş iş.
Çalışmak, harcınız değil demek ki...'
Doğrusu
bizler için de
en yüce değerdir çalışmak.
Ve kendimi
bir fabrika saymaktayım ben de.
Ve eğer
bacam yoksa
İşim daha zor demektir bu.
Bilirim
hoşlanmazsınız boş lâftan
kütük yontarsınız kan ter içinde,
Fakat
bizim işimiz farklı mı sanırsınız bundan:
Kütükten kafaları yontarız biz de.
Ve hiç kuşkusuz
saygıdeğer bir iştir balık avlamak
çekip çıkarmak ağı.
Ve doyum olmaz tadına
balıkla doluysa hele.
Fakat
daha da saygıdeğerdir şairin işi
balık değil, canlı insan yakalamadayız çünkü.
Ve doğrusu
işlerin en zorlusu
yanıp kavrularak demir ocağının ağzında
su vermektir kızgın demire.
Fakat kim
aylak olduğumuzu söyleyerek
sitem edebilir bize;
Beyinleri perdahlıyorsak eğer
dilimizin eğesiyle...
Kim daha üstün, şair mi?
yoksa insanlara
Pratik yarar sağlayan teknisyen mi?
İkisi de.
Yürek de bir motordur çünkü
ve ruh, onun çalıştırıcısı.
Eşitiz bizler
şairler ve teknisyenler.
Vücut ve ruh emekçileriyiz
aynı kavganın içinde
Ve ancak ortak emeğimizle
bezeriz evreni
marşlarımızı gümbürdeterek
Haydi!
laf fırtınalarından
ayıralım kendimizi
bir dalgakıranla.
İş başına!
Canlı ve yepyeni bir çalışmadır bu.
Ve ağzıkalabalık söylevci takımı
değirmene yollansın dosdoğru!
Unculuğa!
Değirmen taşı döndürmeye laf suyuyla!
Vladimir Vladimiroviç Mayakovski
secici kurulu kutluyorum......
Zorda kalmadıkça yemeyeceğimiz ,tatsız tuzsuz bir lokma ekmek bu şiir...
Bir duygu,bir düşünceyi,bir şarkı,bir melodi gibi anlatamıyorsa ,ne farkı kalırki düz yazıdan???
Bir şiirin sadece içeriğinin yeterliliği onu şiir yapmak için yeterli midir???
önce, hele şükür!....:))))
sonra da yeniden okumuş olayım,önceden de günün şiiri olan şiiri ve gideyim...
herkese saygılarımla...
Madem şairler işçidir öyleyse sendikadan istifade etsinler.Ya da bırakalım şair, sadece şair olarak kalsın...
İyelik var ama vasat şiir...
UYU YAVRUM NİNNİ!..
Yine bir yıl önceki şiir...
BAŞKA ŞİİR YOK MU?
ALLAH ALLAH!
:)
Namlunun ucunda kahpe ..kahpenin elinde namlu..
hep böyle başlar kavgalar..biri yavşak biri namuslu.
Şairlerin ve ediplerin intiharı, bana göre tükenişleridir: artık üretemediği an, yaşamını tüketir. Genç ve yaşlı farketmez: yazdıkları eserlerinin üzerine daha iyilerini veremeyeceklerini anladıklarından, görevlerinin bittiğini sanırlar gibi geliyor bana. Bu düşünceyle zirvedeyken hayatlarına son veriyorlar gibi düşünüyorum.
Bir buçuk aydır şiir yazamıyorum. Ama hala ümidim var yazacağım. Ünlü olmadığım için de tükenmek benim için önemli değil. 'Benim adım Hıdır, elimden gelen budur.' deyip, yaşamaya devam ediyorum.
Bir psikolog değilim, ama görüşüm ve hissedişim bu doğrultuda.
Sıradışı bu tür insanların elbette hiçbiri kıymetsiz değildir. En azından hiçbir arayışı olmayanlardan daha kıymetsiz değillerdir.
Madem birkaç intihar üst üste geldi, ve Mayakovski'nin kendisinin de intiharın çözüm olmadığını söylediğini duyduk...
Sürenin dolmasından önce kâğıtları toplamaya kalkışan öğretmen, perde inmeden seyirciyi salondan kovan sanatçı, durağa gelmeden yolculara inmelerini söyleyen şoför...
Doksan dokuz siyah ve bir tek beyaz boncuk olan torbadan sürekli siyah çekmiş adam. Elin hâlâ taş çekebiliyorken bir taş daha çekmek yerine elini kırmanın anlamı nedir?
Tüh... Bugün de siyah taş çektik...
Olursa eğer yarın bir taş daha çekme hakkımız,
Affetmez, çekeriz.
Bu şiir ile ilgili 34 tane yorum bulunmakta