Ne okuyasım var, ne yazasım
Ne dert anlatasım var
Ne de isyana kalkışasım
Bir zamanlar yanımdan ayırmadığım kalem-kağıda aldanmayın
Kitaplıkta süs oldu eski defterler
Ne bir adım atasım var
Kimin şahit olduğu bilinmez
Celladı bu rüyanın görünmez
Akıl bunu anlamaz
Göçtü gitti dost kervanı
Ah o akşamlar geri gelmez
Köşedeki masada Fransız ihtilali
Berikinde ulus devletler
Sormaz kimse nedir?
Gariban çaycının hali
Kabul ettirme peşinde ihtiyar
Kafamın içinde yaşamasam iyi çocuğum aslında
Sevdiğime, gözlerinin içine bakarak sevdiğim diyebilsem
Sevmediğimi bırak görmeyi
Bir an bile düşünmesem
Sevgisizlerin sözlerini hiç duymasam ne güzel olur aslında
Sevdiklerimin sesi sürekli kulaklarımda çınlasa
Ne zaman yanından geçsem
Tarif edemediğim bir duygu kaplar içimi
Hüzün desem değil
Korku desem değil
Burukluk desem hiç değil
Adımlarım yavaşlar belli belirsiz
Sahtelik akıyor pencerenden
Yoksunluğunda boğuluyorsun
Yüzünde yine masken
Kulaklarının duyduğu
Dilinin döndüğü
Masallarla süslenen
İnsan fani, ölüm ani derler
Ne insanlığım kaldı
Ne de ölüm gelip beni aldı
Sıkıştım bir düşün içine
Son günlerimi sayıyorum
Sayılı gün çabuk geçer mi?
Yolunu beklemek sabahtan akşama
Sokağı dinlemek, bir kulağı kapıda
İşten dönenleri, pazardan gelenleri
Tüm mahalleyi süzmek baştan ayağa
İşte benim sürgünüm
Şark hizmetim
Bana aşkla bakma deme
Bilirsin, ben kendime mukayyet olamam.
Olurum aslında da,
Senin yanında sensiz duramam.
Gel geç heveslerle bir tutma
Yaşamak hevesi doğar bazen
Penceremden girer içeri
Uyandırır beni usulca
Yeni güne hazırlar
Ya bazı geceler
Nereye bırakıp da gider




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!