Arada bir doğan sahte güneşin,
Isıtmaz içimi, sönmez ateşin,
Sırtımdan vuran o sözde eşin;
Varlığı yük bize, salla gitsin.
İhtiyaç duyulunca "canım" diyenin,
Kendi sofrasında haram yiyenin,
Dostluk hırkasını eğri giyenin;
Aslı faslı yoktur, salla gitsin.
Mola vermiş meğer gönül işine,
Bakmaz gözümüzün akan yaşına,
Zehir kattıysa o pişmiş aşına;
Kaşığı kır at da, salla gitsin.
Menfaat bitince yüzü değişen,
Kuyunu kazarken senle gülüşen,
Rüzgarın yönüyle hemen değişen;
Ruhu satılmışı, salla gitsin.
Dilinde bir sevda, özünde yalan,
Ömür bahçesinden huzuru çalan,
Gidişi bayramdır, geride kalan;
Enkazı yak gitsin, salla gitsin.
Vefa kitabında adı geçmezin,
Kendinden başkasını gözü görmezin,
Yarası derindir, derman bilmezin;
İlacı zehirdir, salla gitsin.
Gönül bir dergahtır, han değil burası,
Kapanmaz açtığın nifak yarası,
Geldi bak yolunla yolum arası;
İzi sil süpür de, salla gitsin.
İşine gelince hatırlanan ad,
Damağımda kaldı o buruk bir tat,
Yalan dünyasına bin yalan da kat;
İçinde boğulsun, salla gitsin.
Yorulduk sahteden, bıktık riyadan,
Uyanmak lazımdır kara rüyadan,
Nasibini almamış edep, hayadan;
Yüzüne tükür de, salla gitsin.
Kapat şu defteri, kalem kırılsın,
Herkes hak ettiği yere vurulsun,
Bırak o sular bulanıp durulsun;
Durulsa ne çıkar, salla gitsin.
Kayıt Tarihi : 10.04.2026 16:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!