Zenginliğin, viran kalsın o yurdunda,
Dost idim kapında, yad eyledin beni,
Şu garip bağrıma, o közü bastın da,
Mecnun’a çevirdin, hiç eyledin beni.
*
Kırmızı şalını sarıp da, hiç çıkma,
Haramdır bizlere, sen de mağrur bakma,
Dudağından dökülen, ağuyla yakma,
Aklımı şaşırttın, zay eyledin beni.
*
Sırma saçlarını da, dökme topuğa,
Hilal kaşlarını, hiç yıkma şakağa,
Bürünme sen beyazı, ince yaşmağa,
Kenarına oya, tül eyledin beni.
*
Kemerin olam, ince bele sarılam,
Sürmen olam, kara gözüne sürülem,
Gitme ıraklara, ben nasıl varıram?
Kırdın kanadımı, kuş eyledin beni.
*
Mahşer meydanında, o ulu divanda,
Zorda kalmışım, suçumsa hangi yanda,
Canım tenden ayrılır, o son zamanda,
Bilinmez aleme, sır eyledin beni.
*
Varın yoğun batsın, kalsın hep geride,
Sultan idim köşkte, mat eyledin beni,
Zehir sundun sen, gümüş tasta, tepside,
Ummana savurdun, sal eyledin beni.
*
Gümüş küpeyi takıp, gezme bayırda,
Diken batar, sakındığın o çayırda,
Sözünden süzülenler, gizli nehirde,
Boğdun nefesimi, sel eyledin beni.
*
İnci dişlerin, dudağına değince,
Güneş yüzünde, karanlığı delince,
O kara gözlerin de, yere inince,
Yoluna serilen, post eyledin beni.
*
Hakkın huzurunda, o büyük dergahta,
Donup kalmışım, günah hangi sabahta,
Akıl başı bilmez, o son sığınakta,
Sahipsiz mezarda, taş eyledin beni.
Kayıt Tarihi : 11.1.2026 11:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!