Sağır Odalar Şiiri - Güven Küçük

Güven Küçük
64

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Sağır Odalar


​Köşedeki tozlu örümcek, kurduğun o ince ağda hangi yalanı gizliyorsun söyle,
Sekiz bacağınla kaç hatırayı düğümledin, kaç bakışı hapsettin bu boşluğa?
Üzerimdeki beyaz gömleğin kolları ruhumu boğarken, sana sığınıyorum bu gece,
Anlat bana; dışarıda mevsim hala o yârin gözlerindeki gibi dilsiz bir bahar mı?
Sen de benim gibi mahkûmsun bu kaskatı tavana, tek farkın ağ örebilmek hayata,
Benim ağlarım zihnimin dehlizlerinde koptu, şimdi sadece boşluğa tutunuyorum.
Sessizliğinle ortak ol bu delilik ayinine, dokunma sakın kalbimdeki o saklı resme, yok etme anılarımı.
Ör ağlarını sen, ör ki; kimse görmesin içeride kanayan, o hiç sönmeyen devasa yangınımı.

​Vefasız karınca, neden bu kadar uzun sürdü gelmen, hangi taşın altında unuttun beni?
Ekmek kırıntısı değil, acı biriktirdim senin için bu çatlak mermerlerin arasında.
Küskünüm sana; yolların açıkken neden uğramadın bu mühürlü, bu kimsesiz kapıya?
Gelsen de ne değişirdi; zaten beklediğim hiç kimse gelmedi, kurban ettiler beni seans masalarında.
Sırtındaki yükten ağır benim hayallerim, senin yolların toprağa çıkar, benimki gri koridorlara,
Küçük adımlarınla çiğne bu soğuk betonu, belki sesin ulaşır o çok uzaklardaki sevdalara.
Git şimdi, sakın dönme bir daha; yalnızlık burada hiç gelmeyecek sevgiliden daha kutsal,
Zaten gelenlerin hepsi bir parça koparıp gitti, seans dedikleri terapi mutlu sonla bitmeyen bir masal.

​Beyaz önlüklü cellatlar toplandı yine sevgili, masadaki lambanın altında aklımı pazarlıyorlar,
Cımbızla çekip alıyorlar anılarımı, yerine soğuk ve ruhsuz teşhisler bırakıyorlar.
Bilmiyorlar ki; çaldıkları her parça zihnimin sadece kabuğu, özünde hala sen varsın,
Kafatasımın içindeki siyah bahçede, sen her sabah kan kırmızı güller gibi açarsın.
Seanslar başlıyor, sorular birer kurşun gibi saplanıyor yüksek voltajdan yanmış şakağıma,
"Kim?" diyorlar, "Nerede?" diyorlar; oysa adın mühürlenmiş düşmüyor kilitlenmiş dudağıma.
Aklımı çaldılar belki ama sevdanın tortusu sızmış iliğime, oraya elleri uzanmaz,
Bu terapi dedikleri şey; seninle dolu bir zihni, elektro şokla unutturamaz..

​Ruhumu çaldılar nihayet, göğüs kafesimde sadece yankısı kaldı o eski çarpıntıların,
İlaç kokulu koridorlarda devriye geziyor şimdi benim o hiç bitmeyen hayallerim.
Camdaki parmak izlerine bakıyorum; kimin eli dokunmuş bu buz tutmuş hayata?
Bir rüzgâr fısıldıyor dışarıdan isimini, sanki senin sesin süzülüyor o paslı demirlerden odama.
Görünmez bir gölge oturuyor başucuma, saçlarımı okşuyor o hiç var olmayan ellerin,
Anlatıyorum ona; doktorların yalanlarını, örümceğin sırlarını, karıncanın vefasızlığını.
Ruhumun boşluğunu senin hatıranla dolduruyorum, başka türlü katlanılmaz bu soğuk gecelere,
Ben her gece ölüyorum burada, güneşin batışıyla gömüyorum kendimi gri mermerlere..

​Gece yarısı nöbetleri başlıyor, ışıklar sönünce canlanıyor o korkunç halüsinasyonlar,
Duvarlar dile geliyor, tavan üzerime çöküyor, odamda binlerce göz beni izliyor.
Seni arıyorum o karmaşanın içinde, bir el uzansın istiyorum şu karanlık köşeden,
Ama sadece kendi çığlığımın yankısı dönüyor duvarlara çarparak kapı eşiğinden.
Kollarım bağlı, iradem kelepçeli; bir kukla gibi oynatıyorlar beni damarımdaki uyuşturucu zehirle,
Kaderin o ince çizgisinde yürüyorum, bir yanımda cennet, diğer yanımda cehennemle.
İnsan insandan alırdı hani zehri? Neden herkes zehir saçıyor bu bembeyaz odada?
Bir tek sen şifaydın bu yaralı ruhuma, sen de yoksun artık, kaldım bu karanlık mezarlarda. .

​Sen izin verdin buna ey korkak yüreğim, neden teslim ettin aklımı bu zalimlere, neden?
Kendine kız, kendine bağır; sen değil miydin o uçurumun kenarında aşka secde eden?
Gömleğin düğmeleri değil, asıl senin iraden boğuyor beni; bu pasiflik, bu kabulleniş niye?
Sustun, sustukça büyüdü bu beyaz duvarlar, şimdi bir parça akla muhtaç kaldın diye.
Kayboluyorum... Işıklar sönüyor, sesler uzaklaşıyor, zihnimin son ışığı da kararıyor.
Yeter! Sus artık içimdeki o yabancı ses, parçalama bu sessizliği, duvarlar başıma yıkılıyor,
Azrail mi geldi yoksa, neden çekiliyor ruhum; karşımda tanımadığım biri oturur,
Neredesiniz, niye sustunuz, ses verin; kimse yok mu orada, cevap verin ne olur!

Güven Küçük
Kayıt Tarihi : 27.1.2026 00:53:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!