Sokak caddelere, bakıp ağlarım.
Sevin zalimleri, güldüren şehir.
Asırlardan sonra, değişmez adın.
İçimdeki aşkı, öldüren şehir.
Nice alimlerin, sensin tek tezi.
Salına salına gezersin bensiz
Söyle ben nereye gideyim sensiz
Ey canıma can katan, canımın canı
İkimiz bir olsak, alemi sarhoş ederiz.
Sözlerime anlamı, sen veriyorsun.
Yüreğime dokunan, gizli değersin.
Şarkılara tınıyı, sen koyuyorsun.
Ruhumu şenlendiren, ilham perimsin.
Varlığım anlam bulur, beni sevince.
İ
Şarap haram, pekmez helal
İkiside, üzüm suyu
Zalim kâbil, mazlum hâbil
İkiside, insan soyu.
Rüzgarın dili var ya!
Gecelere fısıldayan.
Her esintide yüzün.
Her uğultuda,
Sesin yankılanır.
Karanlığın içinden yürüyorum.
Odamda hayalin gülüyor gözün
Gölgen baş ucumda benimle kalır
Rüyamda gördüğüm hep senin yüzün
Kalp kalbi hisseder kalp kalbi tanır
Hangi yöne dönsem orda sen varsın
Evren; karanlığın içinden,
Kendini yok ederek doğdu.
Hiç bir şey söylemedi insana.
Çünkü, karanlık cevap değil.
Cevaba götüren ilk soruydu.
Işık bile kendi hızına yetişemezken,
Kırmızı kar yağdığında
Ayrılıklar hazin olur
Yaşlar dolar yastığıma
Sanma bu gözlerim uyur
Dertli başım Alp dağları
Pervane olunur, dönerler çevrende.
Senin halinden, haber sorarlar.
İyilik güzellik, o an hatırlanır.
Masal anlatılır, hayal satılır.
Yüzüne sevgiyle bakarlar.
Elini sımsıkı tutarlar.
Kum saati dönüyor
Zaman benden kaçıyor.
Her nefes her solukta,
Bana hüzün kalıyor.
Kum saati dert akar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!