Bekledim seni,
sessiz gecelerde adını fısıldadım rüzgâra,
özledim, yandım, tükenmedim,
çünkü sen vardın uzaklarda bir yerde,
bir umut gibi, bir hayal gibi,
dostluğunla canlanan, aşkınla büyüyen.
Seher yeli dokunur dağların eteğine,
Nazlı yârim düşer gönlümün çiçeğine.
Bir ah çeksem yankılanır taşta, dumanda,
Gönül yanar, kül olur yâr'in adında.
Yol gözlerim, ufuklarda bir serap gibi,
Derler ya hani,
"bir güneş gibi doğdu hayatıma"
Sen öyle bir gelişsin işte...
Gecemin en koyu yerine,
sabahın en güzel rengini bırakıp
geldin.
Senin gözlerine bakınca zaman duruyor gibi.
Sanki bütün mevsimler birden geçiyor içimden.
O bakış, o düşüş... bir yolculuk başlıyor gözlerimde,
ve ben, her seferinde kayboluyorum orada.
Yüzün var ya… anlatamam.
Seni sevmek demek;
bir çiğ tanesinin sabah dudağıma dokunuşunda
senin nefesini hissetmek demek...
Denizlerin derinliğine inip
kumlara ışık tutmak gibi,
karanlıkta bile seni aramak demek...
Sen oradaydın, rüzgâr gibi
sokak lambalarında yanıp sönen
bir yaz akşamı gibi silik
ve ben hep biraz eksik…
Konuşmazdın, ama anlardım
Bu kez susmayı seçtim,
Dilimin ucunda asılı bin ağıt
Kül rengi cümlelerden ördüm kendime
Hiçbir yere varmayan bir yol.
Ben oradaydım,
Bundan sonra sana verilecek ne bir selam var...
Ne de adını geçireceğim bir dua.
Aşk mıydı bu?
Yoksa…
Yalanlarla kurulmuş bir tiyatro mu sadece?
Sevmek neydi,
bir tene dokunmak mıydı yalnızca,
yoksa ruhuna dokunup
sessizce onda kaybolmak mı?
Sevmek,
Adını andığım anda
Dilimden düşen harfler
Geri dönmek istemiyor
Kulağıma bile.
Seninle başlıyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!