Gözleri vardı karanlıkla mühürlü,
Henüz ağlamamış, kaderle örülü.
Bir bebek düştü toprağa sessizce,
Ne ismi bilindi, ne suçtu elindeki.
Bir kuş uçmaz artık bu semadan,
Sen oradaydın, rüzgâr gibi
sokak lambalarında yanıp sönen
bir yaz akşamı gibi silik
ve ben hep biraz eksik…
Konuşmazdın, ama anlardım
Ansızın geldin,
Rüzgâr gibi,
Bir kapı aralığında durup
Gözlerime bakıp geçtin.
Ne hoşça geldin diyebildim
Öyle bir özledim ki seni,
Henüz gelmeden yoksunluğun
Göğsüme dağ gibi çöktü...
Bir yudum değil,
Bir ömür Sen ol istedim;
Her nefeste adını,
Yetiştiğim duvarlar bana dar gelmiş,
Sakladığım sırlar, içimde kör düğüm.
Meğer sıcak sandığım her dokunuş,
Zamansız bir vedanın önsözüymüş.
Gölgemde büyüyen o çocuk sesim,
Gecenin alnına yaslanmış bir çift gözüm,
Biri suskunluğa ağlar, biri geçmişe.
Sokak lambası gibi titreyen kalbim,
Yanıyor kendine, sönemiyor bile.
Bir çocuk ağladı içimde az önce,
Toprağın altında bebek ayakları var,
Henüz yürümemişti, göğe vardılar.
Bir oyuncak kaldı ellerinde, bir de dua,
Kurşunlar geçti dualardan, kanla yıkandı sabahlar.
Bir annenin karnında vuruldu çocuk,
Öyle her an düşmesem de aklına,
Bir kuş suskun oturuyorsa dalına,
Avcı sessiz yürüyorsa yoluna,
Kanadı kırık bir kuş görürsen hatırla beni.
Güzellikler çoğaldığında çevrende,
Geceyi kıvırıp cebime koydum,
Senin olmadığın her yer
Karanlıktı.
Bir duvar ördüm kendime
İçinden kimse geçmesin diye—
Bir zerreyim, devranın aynasında döndüm,
Nefsimin karanlığında yandım, söndüm.
Can pazarında aşk ile yoğruldum,
Varlıkta yok oldum, hakka bend oldum.
Dost meclisinde sır ile dem içtim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!