Sabahın sessiz, sedasız serzenişlerinde, derinden derine bir yalnızlık sarar bedenimi... Güneş bir isyanın haykırışlarını yüzüne vurmak istercesine, mavi suları altına alır ve aydınlığa ulaşır. Zaten sorarım...! Hangi karanlık kalıcıdır? Hangi yalnızlık bir yok olmaktır...? Bak işte sandal oldum, kendimi aşmaya kürek çekiyorum... Bak işte kuş oldum, zevk ve sefanın özgürlüğüne kanat çırpıyorum...Sen ise karanlık tepelerin ardında, başını kuma gömmeye devam et... Gün doğumlarını umursamadan,karanlıklara batmaya,kendini mahkum et...!
Bak maviyle turuncu bana el sallıyor...Ben ise yitik ve mağrur yüreğimin kıyısından sessizce beklenen ufuklara dalıyorum...Ruhumu öylesine bir huzur kaplıyor k, yaşadığın huzursuzluk bile canımı acıtmıyor...Aldırmıyorum... İnadına yaşamaya, inadına sevdaya,inadına dünyaya, inadına hayata...GÜLÜP GEÇİYORUM...
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




:))
tebrikler çok güzel bir şiir adeta hayat dersi gibi olmuş sizi bu pozitifliğiniz bu enerjiniz ve bu sevgi dolu yüreğiniz için tebrik ediyorum
tebrikler,'Özlediğim şarkıları sahil kenarında yer,yer.Kır böcekleri ağlar,telli turnalar söyler'i hatırladım.
kalemine sağlık
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta